CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, ATAŞEHİR BELEDİYESİ TOPLU AÇILIŞ TÖRENİNDE KONUŞTU (26 KASIM 2016)  
26.11.2016
27142
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU:
- PARLAMENTER DEMOKRATİK SİSTEMDEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ!


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “El kaldırıp indirmekle rejim değişmez. Bir ülkenin rejimini tarihi, kültürü, sosyolojik yapısı belirler. Hiç kimse endişe etmesin bu ülkede tek bir Cumhuriyet Halk Partili olsa dahi parlamenter demokratik sistemden asla vazgeçmeyeceğiz. Rejimimizi asla değiştirmeyeceğiz. Çünkü bu düzeni, bu rejimi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, çünkü biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Ataşehir Belediyesi Toplu Açlış Töreninde yaptığı konuşma şöyle:



Efendim hepinize merhabalar. TBMM’nin Sayın Başkanvekili, değerli milletvekili arkadaşlarım, saygıdeğer Grup Başkanvekilimiz, Belediye Başkanlarımız ve sevgili halkım, hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunuyorum.

BÜTÜN BELEDİYE BAŞKANLARIMIZI YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ
Belediye Başkanımızı dinlediniz. Zorluklar altında görev yaptığını da ifade etti. İstanbul Büyükşehir’den bir kuruş para kendisine gelmediğini de söyledi. Zaten böyle bir para da beklemiyoruz. Bizim beklediğimiz şudur, bizim Belediye Başkanlarımız bulundukları beldede nasıl vatandaş arasında hiçbir ayrım yapmıyorlarsa İstanbul Büyükşehir Belediyesinin de belediyeler arasında ayrım yapmaması lazım. Çünkü verilen hizmet İstanbul’a veriliyor, vatandaşa veriliyor. Ayrılık, ayrı düşünmek, vatandaşı ayırmak, sen falan partiden, o falan partiden, ben hizmet bizim partiliye götürürüm diğerine götürmem. Bunların hiçbirisi doğru değildir. Belediye Başkanlarımız sadece Ataşehir’de değil, sadece Kadıköy’de değil, sadece İzmir’de, Muğla’da değil, Antakya’da değil, nerede Cumhuriyet Halk Partili bir belediye varsa, bir Belediye Başkanı görev yapıyorsa, hepsine verdiğim tek bir talimat var: Artık beldenin Belediye Başkanısınız hiçbir vatandaşı ayırmayacaksınız. Bütün vatandaşları kucaklayacaksınız.
  
Bu çerçevede verilen görev önemlidir. Bütün Belediye Başkanlarımın çalışmasını isterim ve istiyorum. Hepsini yakından takip ediyoruz. Kimin eksik hizmeti var, kimin doğru dürüst hizmeti var hepsini birebir biliyoruz. Ataşehir’i eskiden beri bilirim, 1970’li yıllardan beri bilirim. Küçücük bir yerdi burası. Ama şimdi İstanbul’un en saygın bölgelerinden birisi oldu. Buraya Cumhuriyet Halk Partili belediyenin eli değdi, adalet geldi, özgürlük geldi, vatandaşa hizmet geldi. Şimdi şu yol otobüsle geldik gerçekten Ataşehir’e yakışan bir ana cadde değil. Büyükşehir yapmıyor. Açık çağrı yapıyoruz olabilir yapmayabilir, kaynağı olmayabilir, para ayıramayabilir. Verin Ataşehir Belediyesine bu yolu kısa sürede hizmete açar, esnaf da rahat eder, vatandaş da rahat eder, kentin güzelliği olur, herkes huzur içinde kaldırımında, caddesinde gezmiş olur. Bu çağrıyı Başkan yaptı, ben de CHP’nin Genel Başkanı olarak Sayın Kadir Topbaş’a bu çağrımı yapmış olayım.

YETKİSİZ YETKİLİ

Gelelim bir başka konuya. Türkiye’nin içinde bulunduğu şartları görüyorsunuz. Bir taraftan terör, bir taraftan baskı, bir taraftan işine son verilen binlerce, on binlerce memur ve kamu görevlisi, bir taraftan Suriye’den Fırat Kalkanı dediğimiz operasyondan gelen şehitlerimiz. Bir taraftan ekonomide yaşanan ciddi sıkıntılar. Bir taraftan Başbakanın bütün yetkilerini kullanan bir başka yetkili, yetkisiz yetkili. Bütün yetkilerini kullanıyor. Ve dolayısıyla siyasette bir karamsarlık var. Siyasetin ne olduğu belli değil. Ülke nasıl yönetiliyor ve ülkeyi kim yönetiyor o da belli değil. Bu karamsar atmosfer yani siyasette ortaya çıkan kriz ekonomiyi vurdu ve vurmaya da devam ediyor. Buradan nasıl çıkacağız? Bunu oy kullanmaya giden, çocuğunun geleceğini düşünen, bulunduğu ilin, ilçenin geleceğini düşünen her vatandaşımın düşünmesi ve kendisine sorular sorması lazım. Neden bu ülke bu halde? 2002’de terör yoktu şimdi her gün şehitlerimiz geliyor. 2002’de bütün komşularımızla aramız iyiydi şimdi bütün komşularımızla kavgalıyız. Bıraktık Suriye’yi, bıraktık Irak’ı, bıraktık Mısır’ı, Libya’yı AB ile kavga ediyoruz neden? Oysa cumhuriyetin kuruluşundan buyana yüzümüz uygarlığa dönük. Uygar bir ülkede yaşamak istiyoruz. Medeniyete dönük yüzümüz, birlikte yaşayalım, beraber yaşayalım, barış içinde yaşayalım. Çocuklarımız hayatlarını kaybetmesinler. Güzel okullarda okusunlar. Tedavi sorunu, sağlık sorunu çıkmasın. Bütün bunları düşünmemiz gerekirken bu ülkede kavgayı, acıyı ve gözyaşını yaşıyoruz.

O zaman hepimizin birlikte oturup düşünmesi lazım. Bu ülkeyi aydınlığa, bu ülkeyi refaha, bu ülkeyi huzura hangi parti çıkarır? Şu soruyu kahvede oturduğunuzda, yolda gezdiğinizde, ev ziyaretleri yaptığınızda kendinize sorun. Türkiye’nin dış politikasında İran’la, Suriye’yle, Irak’la, Mısır’la, Libya’yla, AB’yle, İsrail’le, Filistin’le ilişkilerini hangi parti düzeltir? Bu soruyu sorun. Emin olun bu soruyu sorduğunuzda hayatında Cumhuriyet Halk Partisine oy vermemiş vatandaş bile ya bunu ancak Cumhuriyet Halk Partisi düzeltir der. Ve biz buna inanıyoruz, yürekten inanıyoruz. Düzeltmek zorundayız bu ülkeyi. Uygar bir ülke haline getirmek zorundayız. Cumhuriyeti kuranlar, yani Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları cumhuriyeti kurarken onu demokrasiyle taçlandırmak istediler. Şu anda demokrasimiz de SOS veriyor. Yani demokrasimizde de sorun var. Giderek bozuluyor demokrasimiz. 142 gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede siz “Türkiye’de demokrasi vardır”ı anlatamazsınız. On binlerce devlet memurunun ki bunların büyük bir çoğunluğu öğretmen işinden atarsanız, devlet memuriyetinden atarsanız o ülkede demokrasi vardır diyemezsiniz. 1 milyonu aşkın mağdur aile yaratırsanız, “onlar ağaç kökü yesinler” derseniz, bu ülkede huzuru sağlayamazsınız. Eğer bir ülkede kadın – erkek eşitliğini sağlamazsanız, yargının bağımsızlığını sağlamazsanız, devlette liyakati getirmez ve sağlamazsanız devleti çökertirsiniz. Bugün geldiğimiz nokta budur. Ve bu geldiğimiz noktada hepimizin sorumluluğu var. Böyle bütün sorumluluğu getirip benim omuzlarıma yıkıp “Ey Kılıçdaroğlu gel bizi kurtar” yok arkadaş, hep beraber, hep birlikte omuz omuza mücadele edeceğiz, bunun kuralı budur.

BÜTÜN ŞEHİTLER BU ÜLKENİN ONURUDUR, GURURUDUR
Benim çocuklarım var, sizin de çocuklarınız var. Ben ülkemi seviyorum, siz de ülkenizi seviyorsunuz. Ben herkesin aşı, işi olsun diyorum siz de herkesin aşı, işi olsun diyorsunuz. Ben siyasetçi cebini düşünmemeli, vatandaşı düşünmeli diyorum. Siz de siyasetçi cebini düşünmesin vatandaşı düşünsün diyorsunuz. Ben aynı zamanda bu ülkede huzurun ve barışın güvencesi halktır diyorum siz de kendinize diyeceksiniz ki, bu ülkede huzurun ve barışın güvencesi biziz. O zaman ortak bir amacımız olmalı. Oluyor da zaten. Birlikte mücadele etmeliyiz. Birlikte mücadele etmenin yolu aynı düşü, aynı hedefi gözlememizdir, gütmemizdir. Aynı amacı bir dava haline getirmemizdir. Benim çocuğum işsiz, sizin çocuğunuz işsiz. Peki Ankara’daki beylerin çocuğu işsiz mi? Sizin çocuklarınız, bu ülkenin yoksul halkının çocukları dağlarda terörle mücadele ederken, şehit olup gelirken, anneler gözyaşı dökerken Ankara’daki beylerin çocukları o dağlara gidiyor mu, mücadele ediyor mu? Şimdi şehitler arasında da ayrım yapıyorlar. Şehitler arasında ayrım yapmak bu ülkeye yapılmış en büyük ihanettir. Şehit şehittir, bütün şehitlerin başımızın üstünde yeri vardır. Bunu söyledim diye hop oturup hop kalktılar. Evet oturup kalkacaklar, bir daha düşünecekler. Şehitler arasında ayrım istemiyoruz. Bütün şehitlere eşit davranılmalı. Bütün şehitler bu ülkenin onurudur, bu ülkenin gururudur. Bayrağın sembolüdür bütün şehitler. Dolayısıyla şehitler arasında ayrım yapmak, bazı şehit yakınlarına iyi para, bazılarına az para, birilerine bir daire, öbürlerine iki daire. Bunlar olmaz arkadaşlar, doğru değildir.

DEMOKRASİYE VE CUMHURİYETE SAHİP ÇIKACAĞIZ
Artı; demokrasiyi güçlendirelim diyoruz. Parlamenter demokratik sistemimizi güçlendirelim diyoruz. 15 Temmuz akşamı yaptığım açıklamada parlamenter demokratik sistemin savunucusu olacağımızı söyledim. Ertesi gün parlamentoda yaptığım konuşmada parlamenter demokratik sistemin güçlendirilmesi gerektiğini söyledim. Daha sonra TBMM’nin yayınladığı ortak bildiride parlamenter demokratik sistemin güçlendirilmesi gerektiği söylendi. Şimdi ne yapıyoruz? Parlamenter demokratik sistemden vazgeçelim başkanlık sistemini getirelim. Yani rejimi değiştirelim. Bu ülkede hiç kimse cumhuriyeti ve parlamenter demokratik sistemi değiştiremez. Bunun mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Demokrasiye ve cumhuriyete sahip çıkacağız.

HANGİ MİLLİ İRADE?
Bizim cumhuriyetimiz altın tabak içinde bize sunulan bir cumhuriyet değildir. O cumhuriyet kurulurken 1920’lerde, 1923’te alın teri vardı, kan vardı, gözyaşı vardı. Her kuşaktan insanın verdiği mücadele vardı. Şimdi birileri geliyor efendim parlamentoda çoğunluğu sağladık ne olacak? Rejimi değiştireceğiz. Rejim el kaldırıp indirmekle değişmez rejim. Bir ülkenin rejimini tarihi belirler, kültürü belirler, sosyolojik yapısı belirler bir ülkenin rejimini. O nedenle hepimizin bilmesi gereken ve arkasında durması gereken düşünce parlamenter demokratik sistemi güçlendirmektir. Milli irade diyoruz. Hangi milli irade? Bir kişinin iradesi mi, milletin iradesi mi? Hiç kimse endişe etmesin bu ülkede tek bir Cumhuriyet Halk Partili olsa dahi parlamenter demokratik sistemden asla vazgeçmeyeceğiz. Rejimimizi asla değiştirmeyeceğiz. Çünkü bu düzeni, bu rejimi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları. Çünkü biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz. Nokta!

Hepinize şükranlarımı sunuyorum, hepiniz sağ olun, var olun diyorum. Bir kentte yaşıyorsunuz, o kentin tiyatro salonları olacak, o kentin konferans salonları olacak, o kentin sinemaları olacak, o kentin parkları olacak ve her şeyi güzel olmalı ki o kent marka bir kent haline dönüşmüş olsun. Sağ olsun Belediye Başkanımız Battal Bey, bu güzel kenti İstanbul’un en önemli markası haline getirdi. Hepinizin huzurunda kendisine yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun diyorum değerli Ataşehirliler.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu törenden sonra toplu açılışı gerçekleştirilen hizmet merkezlerini ziyaret ederek yetkililerden bilgi aldı.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra CHP Ataşehir İlçe Binasının açılış törenine katıldı.

CHPnet

SİTELERİ