CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, İSTANBUL KAĞITHANE İLÇE BAŞKANLIĞI HALK BULUŞMASI’NDA KONUŞTU  
01.04.2017
24179
Yazı Boyutu: A- A+

CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, İSTANBUL KAĞITHANE İLÇE BAŞKANLIĞI HALK BULUŞMASI’NDA KONUŞTU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “16 Nisan’da sandığa gideceğiz. Bir seçim yapmıyoruz. Bir partiyi seçmiyoruz. Bir kişiyi seçmiyoruz. Türkiye’nin geleceğini oyluyoruz. Bunun partilerle ilgisi yok, bunun kişilerle ilgisi yok. 16 Nisan’da sandığa giderken oy kullanacağız, bir partiyi seçmeyeceğiz, bir kişiyi seçmeyeceğiz, geleceğimizi ve demokrasimizi oylayacağız” dedi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul Kağıthane İlçe Başkanlığı Halk Buluşması’nda yaptığı konuşma şöyle:



Efendim hepinize merhabalar, hoş geldiniz. Güzel bir sohbet gerçekleştireceğiz. 16 Nisan’da sandığa gideceğiz. Bir seçim yapmıyoruz, bir partiyi seçmiyoruz, bir kişiyi seçmiyoruz, Türkiye’nin geleceğini oyluyoruz. O nedenle hangi partiden olursa olsun, hangi bölgede yaşarsa yaşasın, kimliği ne olursa olsun 80 milyon vatandaşıma sesleniyorum. İster doğu, ister batı, ister güney, ister kuzey bir arada, beraber yaşamak istiyoruz. Bir arada huzur içinde yaşamak istiyoruz. Bir arada kavganın, dövüşün, gerilimin olmadığı bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz.

O nedenle diyoruz ki, anayasa değişikliği bizim ve çocuklarımızın geleceğini güvence altına almalı. Bakın bunun partilerle ilgisi yok, bunun kişilerle ilgisi yok. Eğer bir anayasa değişikliği her birbirimizin tek tek geleceğini güvence altına almıyorsa o anayasa tehlikelidir. O anayasa vatandaşın hukukunu değil, üstünlerin hukukunu korur. O nedenle diyoruz ki, hayırlı bir iş yapalım, güzel bir iş yapalım, çocuklarımızın geleceği için 16 Nisan’da sandığa gidelim hayırlı bir işin gereği olarak “Hayır” oyumuzu kullanalım. Anlaştık mı?

BU 18 MADDE İLE EGEMENLER GÜVENCE ALTINA ALINIYOR

Neden diyorum ki, üstünlerin hukukunu kurmak istiyor? Şunun için; bir vatandaşın hakkını güvence altına almayan, can ve mal güvenliğini sağlayamayan bir anayasa sağlıklı bir anayasa değildir. Türkiye’yi ayrıştırır, Türkiye’yi böler. Biz şunu istiyoruz; her siyasi parti parlamentoda temsil edilmeli, her düşünce rahatlıkla ifade edilebilmeli. İşsizlik olmamalı, yoksulluk olmamalı, kadın – erkek eşitliği olmalı. Çocuk anneyle beraber huzur içinde aynı evde yaşayabilmeli. Anne çocuğunu sabahleyin okula güler güzle gönderebilmeli. Şimdi dönüp şöyle bir düşünün, 18 madde var. Bu 18 madde bu memleketteki vatandaşların hangi sorununu çözüyor? İşsizlik sorununu çözüyor mu? Esnafın sorununu çözüyor mu? Gazetecilerin sorununu çözüyor mu? Yoksulluğu çözüyor mu? Türkiye’nin itibarını artırıyor mu? Taşeron işçisinin sorununu çözüyor mu? Memurların sorununu çözüyor mu? Ev kadınlarının sorununu çözüyor mu? Çiftçinin sorununu çözüyor mu? O zaman bu anayasa değişikliği kimin sorununu çözüyor, kimlerin sorununu çözüyor? Sandığa giderken bakın bu soruların muhatabı bir parti değil, bu soruların muhatabı her partiden vatandaşımız. Hepimiz bu sorunların muhatabını bulmayız ve aklımızla bir şekliyle ölçüp tartmalıyız. Demeliyiz ki, bu anayasa değişikliği bizim şu sorunumuzu çözüyor veya şu sorunumuzu çözüyor. 18 maddeye bakıyorum az önce size saydığım sorunlardan hiçbirisini çözmüyor. Neden? Vatandaşın sorununu çözmüyor, kendisini güvence altına alıyor, egemenler güvence altına alınıyor.

Diyeceksiniz ki, egemenlerin hukuku nasıl korunuyor, nasıl sağlanıyor bu? Bir; deniyor ki Başkan aynı zamanda partinin de Genel Başkanı olacak. Deniyor ki, Başkan bütçede hazırlayacak ama aynı zamanda Başkan bakanlar ve başkan yardımcıları TBMM’ye hesap vermeyecek. Bu Ankara’daki beylerin çocukları 18 yaşını doldurunca milletvekili olacak, 18 yaşını doldurup milletvekili olduktan sonra ömür boyu askerden muaf olacak, 2 yıl milletvekilliği yaptıktan sonra da milletvekilliği emeklilik haklarına sahip olacak. Şimdi sizin vicdanınız bunu kabul ediyor mu? Ankara’daki beylerin 18 yaşındaki çocuğu milletvekili olacak, kasabın, manavın çocuğu değil, garibanın çocuğu değil, simitçinin çocuğu değil, ayakkabı tamircisinin çocuğu değil, ayakkabı boyacısının çocuğu değil, memurun çocuğu değil, işçinin çocuğu değil. O çocuklar nereye gidecek? El Bab’a gidecek. O çocuklar nereye gidecek? Terör örgütüyle mücadeleye gidecek. Ama o Ankara’daki beylerin çocukları milletvekili olacak. Bunu kabul ediyor musunuz? Ediyor musunuz? Her partiden vatandaşıma soruyorum, elini vicdanına koy ve sandığa öyle git. Çocuğun varsa, torunun varsa bir yüzüne bak bakalım senin çocuğuna, senin torununa 18 yaşına bastığı zaman milletvekilliği hakkını verecekler mi?

İki; milletvekili sayısını 600’e çıkarıyorlar niçin? Hangi gerekçeyle 600? 550 milletvekili var neyinize yetmiyor? 600 milletvekili yapıyorlar vatandaşın cebinden sadece milletvekillerine ödemek için 187 trilyon lira para alıyorlar. Niye siz bu parayı ödüyorsunuz, hangi gerekçeyle bu parayı ödüyorsunuz? Sizin vicdanınız bunu kabul ediyor mu? Benimde vicdanım kabul etmiyor. O nedenle soruyorum neden 600 milletvekili?

PARLAMENTONUN GÜCÜ ELİNDEN ALINIYOR

Şimdi diyorlar ki, Başkan seçilecek Başkan Yardımcılarını tayin edecek. Kaç yardımcısı olacak bilen var mı? Ben de bilmiyorum. Neden? Çünkü anayasanın 18 maddesinde de kaç yardımcı olacağı belli değil. Tamamen Başkanın keyfine bağlı. Başkan ister 1, ister 5, ister 500, ister 1500, ister 30, ister 40 Başkan Yardımcısı tayin edecek. Buna vicdanınız el veriyor mu? Vicdanınız kabul ediyor mu? Şimdi geleyim daha önemli bir şeye. Kaç bakan olacak bilen var mı? Bende bilmiyorum. Çünkü anayasanın 18 maddesinde de kaç bakanın olacağı belli değil. Kim karar verecek? Başkan karar verecek. İster 1 bakan, ister 30 bakan, ister 50 bakan, ister 500 bakan. Kimin takdirine kalmış? Başkanın takdirine kalmış. Yani 80 milyonun iradesine değil, 550 milletvekilinin iradesine değil, bir kişinin iradesine bağlı. Sizin vicdanınız bunu kabul ediyor mu? Benim de vicdanım kabul etmiyor, doğru değildir diyorum bu. Peki bugünkü modelde kaç bakan olacağına kim karar veriyor? Bugünkü modelde kaç bakan olacağına TBMM karar veriyor. Yani 1 kişi değil, yani 550 kişi bir araya gelip karar veriyorlar. Bakanlıkların sayısı meclisten geçer. Hangi bakanlığın görevi nedir meclis belirler. Dolayısıyla parlamentonun gücü elinden alınıyor. Görüyorsunuz afişlerde sokaklarda güçlü meclis diyorlar. Bu yeni anayasa değişikliğiyle güçlü meclis gelecek. Şimdi ben size çok sıradan ve basit bir soru soruyorum. Yetkileri elinden alınan bir meclis güçlü meclis olur mu? Nedir yetkileri elinden alınan meclis? Şu örneği vereyim, en basit örneği vereceğim. Diyelim ki, Kağıthane’de bir sorun var, 5 yıldır çözülmüyor. Bir vatandaş açtı telefonu İstanbul milletvekiline dedi ki, bizim böyle bir sorunumuz var 5 yıldır çözülmüyor. Allah aşkına çık meclis kürsüsünden bunu bir bakana sor bakalım. O milletvekili bugünkü anayasal düzene göre kürsüye çıkar Kağıthane’de bu sorun neden çözülmüyor diye bakana sorar ve yine bugünkü anayasal düzene göre o bakan meclis kürsüsüne çıkıp bunun hesabını vermek zorundadır. Şu şu gerekçelerle ya yapılmıyor veya yapılacaktır diye hesabını verir. Peki yeni anayasa değişikliğine göre? Bir milletvekili bu soruyu soramaz bakan da zaten hiçbir zaman cevap veremez. Bu sizin vicdanınızın kabul edeceği bir durum mudur? Sizin vicdanınız bunu kabul ediyor mu? Diyorlar ki, meclisin yetkisi artıyor. Hangi yetki? Milletvekili soru bile soramıyor. Bugünkü düzende hükümet kurulur, hükümet güvenoyu almak için TBMM’ye hükümet programını açıklar ve güvenoyu ister. 550 milletvekili de hükümet programını tartışır, güvenoyu verir veya vermez. Meclis tam yetkilidir. Yeni gelecek düzene göre nedir? Yeni gelecek düzene göre kurulacak hükümet meclisten güvenoyu istemiyor. Çünkü meclisi ikinci sınıf meclis görüyor. Güvenoyu istemeye gerek yok diyor. Ayrıca güvenoyu istemiyor, ayrıca hükümet programını da TBMM’de okumayacak. Yani 550 milletvekilinin yetkileri elinden alınıyor. Sizin vicdanınız bunu kabul ediyor mu? Benim de vicdanım kabul etmiyor neden? Çünkü TBMM Milli Kurtuluş Savaşını yöneten meclistir. Çünkü TBMM Gazi Meclistir. Çünkü TBMM halkın oylarıyla seçilen, parlamentoya gelen 550 milletvekili aracılığıyla milli iradeyi temsil eden bir meclistir. Bu meclis aynı zamanda Kıbrıs Barış Harekatını yöneten meclistir. Bu meclis aynı zamanda başına bombalar yağarken 15 Temmuz darbe girişimini savuşturan bir meclistir. Şimdi bu meclisin yetkileri elinden alınıyor. Yani gazi meclis olmayacak artık bundan sonra. Yetkileri elinden alınmış, dişleri sökülmüş bir aslan gibi orada duracak. Bunu sizin vicdanınız kabul ediyor mu? Bütün bunları anlatıyorum, anlatacak daha çok şey var. Ama sandığa giderken bakın bu anlattıklarımın hiçbir partiyle ilgisi yok. Bu anlattıklarımın hiçbir kişiyle ilgisi yok. 16 Nisan’da sandığa giderken oy kullanacağız. Bir partiyi seçmeyeceğiz, bir kişiyi seçmeyeceğiz. Geleceğimizi ve demokrasimizi oylayacağız. Hangisi doğrudur, hangisi yanlıştır ona bakacağız.

BİRLİKTE YAŞAMA İRADESİNİ ORTAYA KOYMAK İÇİN SANDIĞA GİDECEĞİZ

O nedenle bütün vatandaşlarıma hangi görüşten olursa olsun, ister sosyal demokrat, ister mütedeyyin, ister liberal, ister ülkücü, ister milliyetçi kendisini nerede görürse görsün, hangi yelpazede görürse görsün sandığa giderken kendisini değil, çocuklarını düşünsün, Türkiye’yi düşünsün, bayrağını düşünsün, vatanını düşünsün ve oyunu öyle kullansın. Tek arzum bu. Bu arzumuzu yerine getirmek zorundayız.

Bir de şunu unutmayın. Pazar günü olacak, efendim bugün Pazar hava çok güzel, konken bekliyor arkadaşlar kahvede gidip taş oynayalım, konken oynayalım. Sakın bunu yapmayın. Efendim hava çok güzel, pikniğe gideceğiz, komşularda hazır karı koca hep beraber mahalle gidelim pikniğe. Sakın bunu yapmayın. Sandığa gideceğiz çocuklarımız için, evlatlarımız için, vatanımız için ve en önemlisi birlikte yaşama iradesini ortaya koymak için. Bu ülkenin doğusu da, batısı da, güneyi de, kuzeyi de bizim ve biz hepimiz bir arada barış içinde, kardeşçe yaşamak istiyoruz. Hepimizin bir arada olması çok ama çok önemlidir. Eğer bu yeni anayasa değişikliği geçerse bir kişiyi kandırdığınız zaman, bir kişiyi satın aldığınız zaman veya bir kişiyi ikna ettiğiniz zaman, yani en tepedeki kişiyi ikna ettiğiniz zaman 24 saat içinde herhangi bir grup, herhangi bir unsur, herhangi bir kurum Türkiye Cumhuriyeti devletini ele geçirir. Bir daha söylüyorum sakın bunu unutmayın. En tepedeki bir kişiyi ikna ettiğiniz zaman veya kandırdığınız zaman veya satın aldığınız zaman Türkiye Cumhuriyeti devletini en geç 24 saat içinde ele geçirirler. Niçin ve neden? Çünkü öyle yetki veriyoruz ki, bütün müsteşarları, bütün bakanları, bütün başkan yardımcılarını, bütün genel müdürleri, bütün emniyet müdürlerini, bütün müftüleri, bütün defterdarları, bütün daire başkanlarını, bütün komutanları bir kişi atamaya yetkilidir bir kişi. Ve bir kişi kandırıldığında devleti teslim edecektir.

Yine söylüyorum, bunun partilerle ilgisi yok, bunun kişilerle ilgisi yok. Bu hepimizi, 80 milyon vatandaşı ilgilendiriyor.

Bakın şurada saçları örgülü güzel kızımız var. Ne diyor? Geleceğim için “Hayır” diyor. Nedir o kız biliyor musunuz? 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulduğunda bu çocuklara o günü bayram olarak armağan etti bu çocuklara. Ve bu çocuk diyor ki, “Geleceğim için Türkiye Büyük Millet Meclisine dokunmayın. Çünkü o meclis bana bayramı armağan etti” benim meclisim, benim geleceğim, benim umudum ve dolayısıyla meclisime dokunmayın. Biz beraber annemiz, babamız, komşumuz, akrabamız hep birlikte yaşamak istiyoruz ve huzur içinde yaşamak istiyoruz. Anlaştık mı?

Hepinize en içten selamlar, saygılar sunuyorum, sağ olun, var olun diyorum. 

CHPnet

SİTELERİ