CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, İSTANBUL’DA KARADENİZ DERNEK, FEDERASYON VE VAKIF TEMSİLCİLERİYLE BULUŞTU  
11.03.2017
24331
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU, İSTANBUL’DA KARADENİZ DERNEK, FEDERASYON VE VAKIF TEMSİLCİLERİYLE BULUŞTU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yenikapı ruhuna sahip çıkan tek kişi bu karşınızda gördüğünüz kardeşinizdir. 16 Temmuz’da ne dediysem Yenikapı’da ne dediysem bugün de aynı şeyleri söylüyorum” dedi.


Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Karadeniz dernek, federasyon ve vakıf temsilcileriyle buluştuğu toplantıda yaptığı konuşma şöyle;

Efendim hepiniz hoşgeldiniz. Umarım güzel bir sohbeti gerçekleştireceğiz. Artvin’den, Trabzon’dan, Rize’den, Giresun’dan, Samsun’dan, Sinop’tan, Gümüşhane ve Bayburt’tan gelip İstanbul’da ekmek peşinde koşan, İstanbul’un değişik alanlarında çalışan sevgili Karadenizliler hepinize en içten selamlarımı ve saygılarımı sunuyorum.

35 arkadaşım konuştu. Biliyorum çok daha fazla sayıda arkadaşım soru sormak veya görüşlerini ifade etmek istiyordu. Sizin sorduğunuz soruların tamamına büyük bir samimiyetle ve inanarak cevap vermeye çalışacağım.

ASIL NİYET İLK 4 MADDE

Değerli arkadaşlarım, anayasanın ilk 4 maddesi konusunda bir değişiklik sözkonusu değil. Ama anayasa görüşmeleri yapılırken Adalet ve Kalkınma Partisinden Anayasa Komisyonu üyesi geldi, şu sözü TBMM kürsüsünde ifade etti; “Bu bir ilk adımdır, ilk 4 madde de değişebilir” Kimse unutmasın, asıl niyetin bu adımdan sonra ilk 4 madde olacağını açıklıkla ifade ettiler. Ben değil, Adalet ve Kalkınma Partisinden Anayasa Komisyonu üyesi çıktı kürsüde bunu ifade etti. İtirazlar üzerine tekrar kürsüye geldi aynı sözleri tekrar yineledi.

Bütün arkadaşlarımın Türkiye’nin bekası açısından altını kalın çizgilerle çiziyorum. Türkiye’nin bekası açısından, geleceği açısından, bayrağımız açısından, vatanımız açısından eğer duyarlılığımız varsa, ülkemizi seviyorsak, bayrağımızı seviyorsak, birbirimizi seviyorsak, birbirimize saygı duyuyorsak referanduma giderken oyumuzu kullanırken elimizi vicdanımıza koyup öyle gideceğiz. Bunun orta yolu yoktur, bunun sağı, solu yoktur.

SÖZKONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR

Bir arkadaşım neden CHP bayrağı yok burada diye sordu” CHP bayrağı şunun için yok. Sorun CHP olayı değil, mesele CHP olayı değil, mesele Türkiye olayıdır. Türkiye olayı olunca bunun partisi olmaz. Bir ortak payda da buluşacağız. Bayrak konusunda ortak payda, vatan konusunda ortak payda, demokrasi konusunda ortak payda, hak ve özgürlükler konusunda ortak payda, düşünceyi açıklama ortak payda, yargı bağımsızlığı ortak payda. Ortak payda da bulaşacağız onun üzerine fikirlerimiz farklı olabilir, düşüncelerimiz farklı olabilir, partilerimiz farklı olabilir. Ama ortak paydayı oluşturacağız. Bu salonda Altıoklu bayrakların olmamasının temel nedeni budur. Mesele vatandır. Sözkonusu vatansa gerisi teferruattır değerli arkadaşlarım.

BU ANAYASA DEĞİŞİKİLİĞİ GEÇERSE TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ EN GEÇ 24 SAAT İÇİNDE ELE GEÇİRİRSİNİZ

Bir arkadaşım sordu ortada bir anayasa değişikli yoktu, bunu kim dayattı, kim TBMM’nin gündemine getirdi? Kimin dayattığını sizde biliyorsunuz, kimin gündeme getirdiğini sizde biliyorsunuz. Ben o konuda ayrıca bir yorum yapmak istemiyorum. Özel bir tartışma alanı yaratmak istemiyorum. Ama size şunu çok açık, çok söylüyorum, ifade ediyorum. Bu anayasa değişikliği kabul edilirse bir kişiyi elde ettiğiniz zaman en geç 24 saat içinde Türkiye Cumhuriyetini ele geçirirsiniz. Bir daha söylüyorum, bir daha altını yine çizerek söylüyorum. Bu değişiklik geçerse, bir kişiyi ikna ettiniz zaman devasa Türkiye Cumhuriyetini en geç 24 saat içinde ele geçirirsiniz. Diyeceksiniz ki nasıl? Çok basit. Yetki veriyoruz. Devletin yapısı ve işleyişiyle ilgili, altını çiziyorum yine devletin yapısı ve işleyişiyle ilgili bir kişiye her türlü kararname çıkarma yetkisi veriyoruz. Bir sabah çıkacak, birisi ikna etti, A devleti de ikna edebilir, B devleti de ikna edebilir, A örgütü de ikna edebilir, B örgütü de ikna edebilir. İkna mı ettiniz Başkanı? İkna ettiniz. Bütün valiler, bütün kaymakamlar, bütün müftüler, bütün paşalar, askerler Genelkurmay dahil. Bütün devlet kurumlarındaki görevli üst düzey yöneticiler, genel müdürler, gerekirse şube müdürleri hepsini bir kararnameyle değiştirebilir. Tek kararname. Bir kararnameyle hepsini değiştirebilir ve devleti ele geçirir. Emniyet Genel Müdürünü, MİT Başkanını hepsini bir kararnameyle en geç 24 saat içinde, 24 saat diyorum da hazırlık aşaması için diyorum 24 saati. Aslında bunun tamamı bir saatlik iştir. Resmi gazetede yayınlanır ve olay biter. Bu anayasa değişikliğinin toplum için nasıl bir felaket olduğunu hepimizin bilmesi lazım. O nedenle ortak payda diyoruz.

Vatan sevgisi; bende vatanımı seviyorum, sizde seviyorsunuz. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin içinde vatanını sevmeyen vatandaş mı var? Onlarda vatanlarını seviyorlar, onlara da sesleniyoruz. MHP’nin içinde vatanını sevmeyen mi var? Onlarda vatanını seviyorlar. Vatan bir kişinin tekelinde değildir olamaz da zaten. Bu vatan 80 milyon vatandaşın vatanıdır, bir kişinin vatanı olamaz. O nedenle yetkiler bir kişiye devredilemez, verilemez.

Dünyanın hiçbir ülkesinde, yine altını kalın çizgilerle çiziyorum dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir model yoktur. Bir kişiye devletin kaderi teslim edilemez. Bana çıkıp bir Allah’ın kulu, “Biz bunu yapmıyoruz, böyle bir şey yoktur anayasada” diyemez. Açıkça söylüyorum, “Diyemez” diyorum. Neyi dayattıklarının farkında mıyız? Kimin isteği üzerine bunlar gerçekleşiyor? Acaba milli kurtuluş savaşında elde edemediklerini bu anayasa değişikliğiyle mi elde etmek istiyorlar? Hepimizin oturup düşünmesi lazım, ta en başından beri, 16 Temmuz’dan beri diyorum. Oturup kararımızı verirken düşüneceğiz.

TEK ADAM REJİMLERİ BİR ÜLKEYE KAN GETİRİR, GÖZYAŞI GETİRİR

Rejim değişikliği yok diyorlar, rejim değişikliği. Bugünkü rejimde bütün yetkiler bir kişiye verilmiş mi? Verilmemiş. Demokratik parlamenter sistem var. Bu modelde? Bütün yetkili bir kişi. Bu rejim değişikliği değil de nedir Allah aşkına, çocuk mu kandırıyorlar bunlar? Efendim biz 1923’te cumhuriyeti kurduk. İran’da da cumhuriyet var, Suriye’de de cumhuriyet var, Libya’da da cumhuriyet var. Bizim cumhuriyetimizle onlarınki aynı mı? Tek adam rejimleri bir ülkeye kan getirir, gözyaşı getirir. Örnek mi istiyorsunuz buyurun Libya’ya bakın tek adam rejimi vardı. Kaldı mı Kaddafi? Ortada Libya kaldı mı? Suriye vardı buyurun Suriye’ye, Irak vardı buyurun Irak’a. Türkiye’yi kan ve gözyaşının aktığı bir Ortadoğu ülkesine dönüştürmek istiyorlar. Üstelik bunu bir anayasa değişikliğiyle yapmak istiyorlar.

YENİKAPI RUHUNA SAHİP ÇIKAN TEK KİŞİ ŞU KARŞINIZDA GÖRDÜĞÜNÜZ KARDEŞİNİZDİR

80 milyon vatandaşıma sesleniyorum, hangi partiden olursa olsun, hangi bölgede yaşarsa yaşasın, hangi kimlikten olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun, yaşam tarzı ne olursa olsun 80 milyon yurttaşıma sesleniyorum. Bayrağını seviyorsan, ülkeni seviyorsan, çocuklarını seviyorsan Türkiye’yi yeni maceraların içine sürükleme. Altını çiziyorum, Türkiye’yi yeni maceraların içine sürükleme. Bu vatan hepimizin vatanıdır, ayrılık gayrılık yoktur hepimiz vatanseveriz. Doğruları bilelim ve öyle gidelim sandığa. Hayır oyunun çıkması bu ülkenin milletinin demokrasiye sahip çıkması anlamına gelir. Bu millet demokrasiye sahip çıktı demektir. Çıkıp şunu anlatamıyorlar, 141 yıllık parlamento geleneğimiz var. Niye bu gelenekten vazgeçiyoruz? Sevgili vatandaşlarım düşünsünler, Osmanlı, Osmanlı, Osmanlı diyorlar elbette Osmanlı bizim atamız. Biz Osmanlı’yla gurur duyuyoruz. Ama Türkiye Cumhuriyetiyle daha fazla gurur duyuyoruz. Atalarımızı ret mi ettik? Hayır. Peki atamıza sahipsek, tarihine sahipsek, onların getirdiği kurallara bağlı kalacaksak niye parlamento düzenimizi kaldırıyoruz? Neden parlamenter demokratik sistemden vazgeçiyoruz. Ben bu konuşmayı 16 Temmuz’da TBMM kürsüsünde yaptım. Demokratik parlamenter sistem sayesinde parlamento bombalanırken darbe püskürtülmüştür dedim. Herkes alkışladı 550 milletvekili. Alkışladınız da şimdi niye peki vazgeçtiniz, neden vazgeçtiniz? Yenikapı’ya gittim, Yenikapı’da 12 madde saydım. Bir daha Türkiye bir darbeyle karşılaşmasın diye nelerin yapılması gerekiyor. Maddelerden birisi de demokratik parlamenter sistem güçlendirilmelidir, Yüzde 1 oy alan partinin Genel Başkanı da meclise gelmelidir. Milli irade TBMM’ye yansımalıdır dedim. Kürsüden indim, yerime giderken geldiler tek tek bu anayasa değişikliğini getirenler beni kutladılar ne güzel konuşma yaptınız diye.

Yine söylüyorum, 80 milyon vatandaşıma söylüyorum. Yenikapı ruhuna sahip çıkan tek kişi, altını çiziyorum tek kişi bu karşınızda gördüğünüz kardeşinizdir. 16 Temmuz’da ne dediysem, Yenikapı’da ne dediysem, dün ne dediysem bugünde aynı şeyleri söylüyorum, inandığım şeyleri söylüyorum. Bu ülkede her vatandaşımın, görüşü ne olursa olsun, siyasi tercihi ne olursa olsun her vatandaşımın huzur içinde yaşamasını istiyorum. Her vatandaşımın demokrasiye sahip çıkmasını istiyorum. Bizim üzerimize büyük bir sorumluluk düşüyor. Sadece benim değil, sadece Karadenizlilerinde değil, Urfalılarında değil, Trakyalılarında değil, Egelilerinde değil, Akdenizlilerinde değil, İç Anadolu’nun da değil, doğu, güneydoğunun da değil, hepimizin, 80 milyon vatandaşın sorumluluğu var.

Bakın ben gurur duyarak çocuklarıma şunu söylüyorum. Diyorum ki, “Ben 12 Eylül darbe anayasası oylanırken genç bir devlet memuruydum gittim ve o anayasaya hayır oyu kullandım” diyorum. Evet bunu gururla anlatıyorum.

Bütün vatandaşlarıma söylüyorum. Çocuklarınıza güzel bir miras bırakmak istiyorsanız, sandığa gideceksiniz, ben hayır oyunu kullandım diye çocuklarınıza gururla, torunlarınıza gururla anlatacaksınız. Çünkü “Ben bu ülkede demokrasiye sahip çıktım. Ben bu ülkede herkesin düşüncesini özgürce dile getirebileceği bir demokrasiye sahip çıkmak için yola çıktım ve hayır dedim”  diyeceksiniz.. Ben bu ülkenin hapishanelerinde gazeteciler olmasın diye gittim ona “Hayır” dedim. Ben koskoca Türkiye Cumhuriyetinin bekası için Türkiye Cumhuriyetini bir kişiye teslim etmedim. Bunun için hayır oyu verdim diyeceksiniz ve anlatacaksınız. Bunun kadar büyük ve güzel bir gurur olamaz arkadaşlar. Bakın bunu inanarak ve büyük bir samimiyetle dile getiriyorum.

KORKU YARATARAK “EVET”LERİ ÇOĞALTMAYA ÇALIŞIYORLAR

Değerli arkadaşlarım, deniyor ki, bir arkadaşım sordu. Efendim hayır çıkarsa, CHP hemen Cumhurbaşkanının istifasını isteyecek. Kapalı kapılar ardında bunu söylüyorlar. Yine söylüyorlar, hayır çıkarsa ülkede kaos çıkacak. Açık ve net söylüyorum Mısır’daki sağır sultanda duysun. Hayır çıktığı zaman biz niye Cumhurbaşkanının istifasını isteyelim? Cumhurbaşkanını biz seçmedik ki halk seçti. Bu millet seçmedi mi? Seçti. Süresi var mı? Var. Ne zamana kadar? 2019. 2019’a kadar Cumhurbaşkanlığı görevini yapacak bu kadar basit. Korku yaratarak evetleri çoğaltmaya çalışıyorlar. Bizde korku değil sevgi yaratarak, dostluk yaratarak, insanca yaşama talebimizi dile getirerek hayır diyoruz. Kaos çıkacak. Niye kaos çıksın? Sayın Cumhurbaşkanı görevinde, Binali bey Başbakanlık koltuğunda oturacak gene, bütün bakanlar görevlerini yapacaklar, bütün bürokratlar görevlerinin başında, devletin yapısında hiçbir değişiklik yok. Bir kanun çıkacaksa gelecek TBMM’ye orada görüşülecek, tartışılacak sonra kanun çıkacak. Niye kaos çıksın, hangi gerekçeyle kaos çıkacak?

Evet çıkarsa ne olacak? İşte onu hep beraber düşüneceğiz. Kaç kanun değişecek biliyor musunuz? Üstelik bir kısmı bir kişinin kararnamesiyle biliyor musunuz? 2020 kanun değişecek en az. Sizler kanunları bile, kararnameleri bile takip edemeyeceksiniz.

Değerli arkadaşlarım, sizin sorumluluğunuz sadece İstanbul’la da sınırlı değil. Bütün Karadeniz’de sizin sorumluluğunuz, sorumluluk alanınız o kadar geniş ve büyük, bütün Karadeniz’de sizin sorumluluğunuz var. Alanınız bu kadar geniş olmalı. Bütün Türkiye sathında sizin sorumluluğunuz olmalı. Her vatandaşa ulaşmalısınız, her yaştan insana ulaşmalısınız ve anlatmalısınız. Bu gerçekleri anlatmalısınız, bunları söylemelisiniz. Türkiye’nin ne kadar ciddi bir riskle, tehlikeyle karşı karşıya olduğunu anlatmalısınız. Bende anlatmalıyım, sizde anlatmalısınız.

Başkanlık sistemi sadece Amerika’da var. Bildiğimiz net, çalışan başkanlık sistemi Amerika’da var. Başkan en zayıf halkadır, büyükelçi bile tayin edemez. Bütçe tamamen halk tarafından seçilmiş senato, kongre, meclis tarafından yapılır. Eğer bütçe onaylanmazsa Başkan 5 kuruş para bile harcayamaz. Geçen yıl bunun örneğini de gördük birlikte. Oradaki model eyalet sistemidir, her eyaletin ayrıca seçilmiş valisi vardır, her eyaletin parlamentosu vardır, her eyalet kanun çıkarır ama birde ülke genelinde düzenlemeler vardır. Bizdeki model, yani düşünülen model, getirilen modelin dünyada bir örneği yoktur. Dünyada böyle bir örnek yok.

Nasıl bir Türkiye’yi hedefliyorlar az önce size söyledim. Geçmişte Türkiye üzerine oynanan oyunları bu devlet hep frenledi ve kaldırdı. Oynanan bütün oyunları hep boşa çıkardı. Neden? Devletin kendi içinde dengeleri vardı. Devletin kendi içinde güçlü kurumları vardı. Bir kişi her şeye hakim değildi, bir kişi her şeyin kararını vermezdi. Devletin duyarlı noktaları, duyarlı kurumları, bürokratları yanlışın üzerine giderdi ve siyaseti uyarırlardı. Şimdi tamamı çöküyor. Bir kişiye teslim edilen devletin geleceği yoktur arkadaşlar.

BİZ KUVVA-İ MİLLİYECİYİZ, BİZ ÜLKEMİZİ SEVERİZ

Efendim CHP’yi işte hayır diyor, işte terör örgütleri de buna hayır diyor, böyle suçluyorlar niye buna karşı bir şeyler söylemiyorsunuz? Bizim bir şeyimiz yok ki arkadaşlar. Bizim vatan sevgimiz var, bayrak sevgimiz var, insan sevgimiz var. Bizim neyimiz var? Ha çıkıp şunu söylesinler, Şavşat’tan Ardanuç’a giderken terör örgütünün saldırısına uğrayan hangi liderdi Allah aşkına? Onlar mı saldırıya uğradılar? Biz saldırıya uğradık. Ben kendi ülkemi seviyorum, sizin sevdiğiniz gibi. Bu ülkenin refahı için mücadele ediyorum sizin beklentileriniz gibi. Beraber mücadele edeceğiz. Bunlara hiç ama hiç kulak asmayın. Bizi farklı bir tartışmanın içine çekmek istiyorlar bilinçli olarak. Anayasa tartışılmasın başka şeyler tartışılsın onu istiyorlar. Bu tuzağa düşmüyoruz. Vatandaş bu anayasa değişikliğinin kendisi ve çocukları, torunları için ve ülke için hangi tehlikeleri içerdiğini bilmesi lazım. Bizim derdimiz bu. Biz her yerde, her ortamda teröre karşı çıktık. Boyunda eğmedik, eğmeyiz de zaten. Biz kuvva-i milliyeciyiz, biz ülkemizi severiz. Her vatandaşımın da kendi ülkesini sevdiğine inanırım, hiçbir ayrım yapmam. Bayrak bizim bayrağımızdır. Bu kadar açık, bu kadar net. Özel bir tartışma alanı yaratıp anayasa değişikliklerini gölgelemek istiyorlar. Bu tuzağa düşmeyeceğiz değerli arkadaşlarım.

VALİLER, KAYMAKAMLAR YUKARIDAN TALİMATLA BASKI YAPIYOR

Tabi bir evet kampanyası açtıklarını biliyoruz. Valisiyle, kaymakamıyla, ordusuyla, polisiyle, jandarmasıyla herkes tarafından bir kampanya açıldığını biliyoruz. Bizim kampanyamız milletin kampanyasıdır, devletin kampanyası değildir. Biz milletimize güveniyoruz. Bu millete güveniyorum ben, bu milletin sağduyusuna güveniyorum, bu milletin demokrasiye sahip çıkacağına inanıyorum. Valisi telefon ediyor, kaymakamı telefon ediyor efendim sizin köyden şu kadar evet çıkmazsa size hizmet götürmeyeceğiz. Biz bunları gayet iyi biliyoruz. Onlar bu milleti tanımıyorlar. Bu milletin üzerine baskı kuranlara milletin ne yaptığını gayet iyi biliyoruz. Bu milletin kendi ülkesine bağlı olduğunu öyle anlaşılıyor ki o valiler, o kaymakamlar hala öğrenememişler. Yukarıdan talimatla iş yapıyorlar. Madem sen Türkiye’nin bekası için, Türkiye’nin demokrasisi için güzel bir anayasa değişikliği getiriyorsun niye çıkıp anlatmıyorsun, niye valiler baskı yapıyor, niye kaymakamlar baskı yapıyor, niye vatandaşa illa buna evet diyeceksiniz diye zorlama yapıyor? Çünkü yaptıklarının yanlış olduğunu onlarda biliyorlar, hatalı olduğunu onlarda biliyorlar, güzel bir şey yapıyorsan niye çıkıp millete ‘evet’i şunun için söyleyin diye söylemiyorsunuz? Hayır çıkarsa kaos olur, hayır çıkarsa bilmem ne olur. Sen bunu bırak kardeşim sen bunu bırak. Sen bu anayasa değişikliğiyle neyi getiriyorsun sen çık millete onu anlat. O kadar korkuyorlar ki onların istediği televizyon kanalında ya gelin diyorum oturalım millet öğrensin ne getiriyor, ne götürüyor oturup tartışalım, konuşalım. Cesaret bile edemiyorlar.

ANKARA’DAKİ BEYLERİN ÇOCUKLARI HEM ASKERE GİTMEYECEK, HEM MİLLETVEKİLİ OLACAK

18 yaşla ilgili arkadaşlarım sordular. 18 yaşında milletvekili olur mu diye. Aranızda 18 yaşında veya 19, 20 yaşında çocuğu olanlar veya torunu olanlar olabilir. Allah aşkına 18 yaşında benim çocuğum, benim torunum milletvekili olacak diye buna inanan bir arkadaşım var mı acaba el kaldırabilir mi? Yok. Niye yok? Güvenmiyor musunuz? 18 yaşını niye getirdiler? Ben size söyleyeyim üç nedeni var. Bir; Ankara’daki beylerin çocukları için geldi. İki; bunlar milletvekili olacak. Üç; ömür boyu askerlikten muaf olacak. Dört; milletvekilliğinden 2 yıl sonra emeklilik hakkı kazanacak ayda 10, 15 bin lira emekli aylığı alma imkanına kavuşacak. Bundan daha iyi ballı börek olabilir mi? Kendi çocukları için getiriyorlar. Niçin getiriyorlar? Sizin çocuklarınız, bizim çocuklarımız askere gidecek, Ankara’daki beylerin çocukları hem askere gitmeyecek, hem milletvekili olacak, 2 yıl içinde emeklilik hakkı kazanacak, ayda 15 – 20 bin lira emekli aylığı alacak ayrıca. Arkadaşlar, hani vicdan denen bir şey var, ahlak denen bir şey var, inanç denen bir şey var. Bunların hiçbirisi yok. 18 yaşın hikayesi bu anlatın her yerde. Olay budur.

DARBECİLERİN GETİRDİĞİ YÜZDE 10 SEÇİM BARAJINI NİYE KALDIRMIYORSUN?

600 milletvekili gerekli mi? Hayır. 550 bile fazla. Normali 450 milletvekilidir. Hadi 550 oldu niye 600? Efendim meclisi güçlendirmek için 600’ü yapıyoruz. Doğru sayısal olarak güçlenir ama sen meclisin yasa yapma tekelini elinden alıyorsun. Bu ne biçim güçlendirme? Temeli olmayan bina. Sen meclisi güçlendireceksen, milli iradenin meclise tam yansımasını sağlayacaksan yüzde 1 oy alan partinin Genel Başkanı da meclise gelmeli, kürsüye çıkmalı ve konuşmalı. Demokrasinin gereği budur. Ne diyorlar 82 anayasası için? Bu darbe anayasasıdır diyorlar. Doğru. Yüzde 10 seçim barajını kim getirdi? Darbeciler getirdi. Sen darbeye karşı mısın? Karşıyım diyor. Darbeye karşıysan darbecilerin getirdiği yüzde 10 seçim barajını niye kaldırmıyorsun? Bu soruyu da her yerde rahatlıkla sorabilirsiniz.

Bizim görüşümüz; demokratik parlamenter sistemin güçlendirilmesidir. Yüzde 1 oy alan partinin Genel Başkanının meclise gelmesidir. Siyasi ahlak kanununun çıkarılmasıdır. Bakın çıkaramıyorlar siyasi ahlak kanununu. Seçim kanununun değişmesidir, siyasetin finansmanıyla ilgili kanunun değişmesidir. Demokratik parlamenter sistemin güçlendirilmesi için biz kanun teklifi de verdik. Bazı kapalı kapılar ardında diyorlar ki, efendim şu CHP, evet, bunlar 12 Eylül darbe anayasasını savunuyorlar. Hiçbir zaman savunmadık. Az önce söyledim onlar gittiler 82 anayasasına evet oyu kullandılar, bu kardeşiniz gitti hayır oyu kullandı. Bakın ben bunu söylüyorum. Hiçbir zaman hiçbir milletvekilimizde 82 anayasasını savunmadı. Tam tersine daha demokratik, daha özgürlükçü bir anayasa istedik. Herkesin can ve mal güvenliğinin güvencesi olan bir anayasa istedik.

Bir şey daha, anayasalar neden önemlidir? Çünkü anayasalar birer toplumsal uzlaşma belgesidir. Sadece benim anayasam değil, benim gibi düşünmeyen vatandaşında anayasasıdır o. Başka partiden veya hiçbir partiye üye olmayan kişinin de anayasasıdır o. Dolayısıyla anayasa 80 milyonun ortak kitabıdır. Anayasa adı üstünde. İlk kez bir anayasa değişikliğiyle toplum ikiye bölünüyor ve uzlaşma belgesi olmaktan anayasa çıkmış oluyor. Toplumun yarısı bu anayasa benim anayasam değildir diyecek. Peki, bu doğru mudur? Asla doğru değil. Yanlış zaten buradan başlıyor.

TÜRKİYE 1 KİŞİYE Mİ 80 MİLYONA MI TESLİM EDİLSİN?

Değerli arkadaşlarım, parlamenter sisteme döner misiniz diye evet çıkarsa. Elbette parlamenter sistem olacak arkadaşlar. Ama büyük acıların yaşanmasından sonra tekrar parlamenter sisteme dönmek ve o acıları yaşamak bizim hakkımız olmamalı. Dünyanın en gelişmiş 20 ülkesine bakın, Amerika dışında parlamenter sistem var. Dünyanın en yoksul sondan 20 ülkesine bakın hepsinde başkanlık sistemi var. Bu kadar açık. Ülke bir kişiye mi teslim edilsin, ülke 80 milyona mı teslim edilsin mesele budur. Bu kadar basit.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİYLE EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİN OLACAK MI?

Anayasa değişikliğiyle egemenlik kayıtsız şartsız milletin olacak mı? 1921 anayasası birinci maddesi şudur; hakimiyet bila kaydü şart milletindir. 1921 anayasasının birinci maddesi. 1919 Amasya Tamimi, milletin istiklalini milletin azim ve kararı kurtaracaktır. İlk kez Türkiye Cumhuriyeti tarihinde milletin azim ve kararı sözcüğü Amasya tamiminde kullanılmıştır. Çünkü o zamana kadar milletin istikbaliyle ilgili karar saray tarafından alınırdı. Milleti öne çıkaran, milletin egemenliğini öne çıkaran en temel belge Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Amasya Tamimidir. 1921 anayasasında olmuştur, 1924 anayasasında da olmuştur birinci madde olarak üstelik. Çünkü milleti öne çıkarmıştır, sarayı geri plana almıştır. Şimdi biz egemenliği tamamen bir kişiye devrediyoruz, hakimiyeti bir kişiye devrediyoruz. Bakmayın öyle caddelerde hakimiyet milletindir yazıyor. Bir kişi kendisini millet olarak görürse hakimiyette millet oluyor o zaman. Bir kişi millet olamaz, millet hepimiziz. Sağcısı, solcusu, ortacısı kim varsa 80 milyon hepimiziz. Akıl akıldan üstündür. Bunu ben mi söylüyorum? Hayır. Babam mı söylüyor? Hayır. Dedem mi söylüyor? Hayır. Hepimizin babası, hepimizin dedesi, hepimizin geçmişinde bu söz bizim kulaklarımıza küpe edilmiştir babalarımız, annelerimiz, dedelerimiz tarafından. Akıl akıldan üstündür, beşer şaşar. Şimdi siz bütün yetkiyi bir kişiye veriyorsunuz ya hata yaparsa? Faturayı hep beraber ödeyeceğiz. Niye buna imkan veriyoruz, hangi gerekçeyle buna imkan veriyoruz? Vermememiz gerekir.

KALKIYORSUNUZ MEYDANLARDA ’İDAM İDAM’, ’GELİRSE TAMAM’ NİYE GETİRMİYORSUNUZ?

Değerli arkadaşlarım, idam anayasa değişikliğinde yok ama meydanlarda söyleniyor. Milleti kandırmak için arkadaşlar. Siyaset bu kadar düzeysiz bir hale gelebiliyor zaman zaman. Anayasa değişikliği getirdin 18 madde 19. madde olarak koysaydın o zaman o da çıkardı. MHP istemiyor muydu? İstiyordu. Adalet ve Kalkınma Partisi o da istiyor, Sayın Cumhurbaşkanı diyor. Niye koymadınız elinizden tutan mı vardı? Milleti kandırmak için. Millete yalan söylemek doğru değildir arkadaşlar. Siyasetin ahlakına uymaması gerekir, siyasetin yalanı kabul etmemesi gerekir. Kalkıyorsunuz meydanlarda idam idam, gelirse tamam. E niye getirmiyorsun? Başbakan sizden, Bakanlar sizden, Adalet Bakanı sizden, bürokratlar sizden, valiler sizden, kaymakamlar sizden. Sayın Bahçeli’de destek veriyor. Getirseydiniz 19. madde olarak da bunu getirseydiniz. Bu konuda fazla bir şey söylemek istemiyorum. Siyaset her ortamda halka doğruları söylemeli, inandığı şeyleri söylemeli siyasetin aktörleri. Siyasetin aktörleri halka başka yeri gösterip öbür tarafa kaçarsa, sağ gösterip sol vurursa bunlar doğru değildir. Halkımızın da bütün bunları bilmesi lazım. Anayasa gibi temel bir yasa değişirken siyasi aktörler oturup bir araya gelip tartışamıyorlarsa, o ülkede sorun var demektir. Konuşamıyorlarsa sorun var demektir. Halka doğruları söylemiyorlar demektir. Doğrulardan kaçıyorlar demektir.

BİZİM TARİHİMİZDE SEÇİMLE GELMEYENİN YETKİLİ OLDUĞU DÖNEMLER DARBE DÖNEMLERİDİR

Bir arkadaşım “Ben dedi evet oyu kullanmayı düşünüyorum ama beni ikna edebilir misiniz?” diye sordu. Şuana kadar anlattıklarımı bir tarafa koyuyorum sadece şunu söylüyorum. Bugünkü modelde Sayın Cumhurbaşkanı yurtdışına gittiğinde veya rahatsızlığında, görevini yapamadığında yerine TBMM Başkanı vekalet eder. TBMM Başkanı seçimle gelmiştir, TBMM aynı zamanda bütün gruplar karşısında tarafsızdır. Tarafsız kimliği ve TBMM’yi temsil ettiği zaman Cumhurbaşkanı olmadığı zamanlarda TBMM Başkanı temsil eder. Bu anayasa değişikliği geçerse TBMM Başkanı Sayın Başkan bir yere gittiğinde onu temsil edemeyecek. Kim temsil edecek? Seçimle gelmeyen birisi temsil edecek. Belki dayısının oğlu veya amcası veya yeğeni veya komşusu veya asker arkadaşı. Şimdi şu soru çok önemli. Bizim tarihimizde seçimle gelmeyenin yetkili olduğu dönemler darbe dönemleridir. Kenan Evren darbeyi yaptı geldi oturdu oraya bitti. Milletin oylarıyla mı geldi? Hayır. Başkan bir yere giderken onu temsilen seçimle gelmeyen birisinin vekalet etmesi doğru değil. Başka? TBMM. Başkana yetki veriyoruz, sen istediğin zaman TBMM’yi feshedebilirsin. 1924 anayasası görüşülürken bu yetki TBMM’de tartışılmıştır. İki genç milletvekili kürsüye çıkmıştır demiştir ki, biz Gazi Paşa’yı severiz, bu memleket için neleri yaptığını da çok iyi biliriz. Onun vatanseverliğini de çok iyi biliriz. Ama kimse kusura bakmasın bizi buraya Gazi Mustafa Kemal değil, bizi buraya Türk milleti gönderdi. Bizi ancak millet fesheder, millet ortadan kaldırır. Şimdi biz bu yetkiyi birisine veriyoruz. Bir sabah kalkacak ben meclisi feshettim hadi hep beraber seçime gidiyoruz. Niçin, bir gerekçe var mı? Gerekçe göstermeye bile öyle bir zorunluluk yok, gerek duymayacak. Kafama esti kaldırıyorum arkadaş, feshediyorum buyurum seçime gidelim. Bunlar doğru değil değerli arkadaşlar.

Bugünkü modelde hükümet kurulur, Başbakan seçer gider Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanı Bakanlar Kurulunu onaylar, onayladıktan sonra meclise gelir, nasıl bir icraat yapacağını oturur mecliste anlatır, hükümet programını açıklar meclisten güvenoyu ister. Yani 80 milyon vatandaşın seçip parlamentoya gönderdiği meclisten hükümet güvenoyu ister. Güvenoyunu alır ve görevine devam eder. Yeni modelde güvenoyuna gerek yok gelmeyecek. Peki bu 80 milyon vatandaşın seçtiği milletvekilleri mecliste ne iş yapacak Allah aşkına? Güvenoyu yok, gensoru yok, ne iş yapacak bunlar? İdari yapıyla ilgili bütün yetkilerde verilmiş zaten yukarıya ne yapacak? Ben size söyleyeyim, bir süre sonra şunu yapacaklar, bu meclise de gerek yok diyecekler. Bak Cumhurbaşkanı bütün kararları çıkarıyor. Bu 600 milletvekili de zaten boşuna maaş alıyor, biz bunu da kapatalım diyecekler. İş oraya gelecek. Böylece sonra seçim yapmaya da gerek yok. Ne gerek var seçime? Ben zaten memleketi yönetiyorum, ben olmadığım zaman zaten dayım var işin başında, dayım yönetiyor. Neye itiraz ediyorsunuz? Birisi itiraz mı etti? Tayin edeceği hakime diyecek ki bunu atın içeriye.

Şunu da söyleyeyim, bir partinin Genel Başkanı hakim tayin etsin mi, etmesin mi? Bu soruya oturup hep beraber karar vereceğiz. Bir partinin Genel Başkanı olabilir Anayasa Mahkemesine, Hakimler Savcılar Kuruluna hakim tayin etsin diyorsanız, gidin evet oyu kullanın. Böyle bir rezalet olmaz olur mu? O zaman yargı siyasallaşır, hakim siyasi otoritenin emrine girer diyorsanız o zaman gideceksiniz hayır oyu kullanacaksınız bu kadar basit. Zor bir olay değil.

Değerli arkadaşlarım işin özeti; hayır demenin ülke için büyük hayırlar getireceğine inanıyorum. O nedenle hayırların çoğaltılmasına inanıyorum. Evet demenin vebali büyüktür. Altını bir daha çiziyorum, evet demenin vebali büyüktür. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum, evet demenin vebali büyüktür. Çocuklarınıza karşı, bayrağınıza karşı ve ülkenin bekası açısından, geleceği açısından hep beraber düşünmek zorundayız.

Beni dinlediğiniz için hepinize yürekten teşekkürlerimi sunuyorum, sağ olun, var olun diyorum. 



CHPnet

SİTELERİ