CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN, ATAŞEHİR BELEDİYESİ TARAFINDAN DÜZENLENEN 5. KARDEŞ KÜLTÜRLERİN FESTİVALİ’NİN AÇILIŞINDA YAPTIĞI KONUŞMA ( 1 EYLÜL 2016)  
01.09.2016
34951
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU:
-HUZUR İÇİNDE, BİRLİKTE YAŞAMAK İSTİYORUZ


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Hepimiz bu ülkede el ele verirsek emin olun barışı, huzuru getiririz. Elin oğlu getiriyor da biz niye getiremeyelim? Onlar barışı sağlıyor da biz niye sağlamayalım?" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 1 Eylül Dünya Barış Günü için İstanbul Ataşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 5. Kardeş Kültürlerin Festivali’nin açılışında konuştu. CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun konuşması şöyle:


ÇOCUKLARIMIZA DAHA GÜZEL BİR TÜRKİYE BIRAKMAK ZORUNDAYIZ


Bizim ülkemiz dünyanın en güzel ülkesi, insanı dünyanın en güzel insanı. Konuk severdir insanı. Bu ülkenin topraklarında, mayasında güzellik vardır. Mevlana burada yetişmişse Mevlana’nın ne kadar önemli bir insan olduğunu hepimizin bilmesi lazım. Hacı Bektaş-ı Veli, Ferhat ile Şirin, bu topraklarda yaşamışsa bu toprakların değerini ve önemini bilmemiz lazım. Farklı görüşlerimiz olabilir. Farklı kimliklerimiz olabilir. Annelerimiz babalarımız doğal olarak farklıdır. Ama hepimiz insanız, hepimiz beraberiz, birlikteyiz, birlikte yaşamaya mahkumuz ve birlikte çalışmak zorundayız. Çocuklarımıza güzel bir Türkiye’yi miras olarak bırakmak zorundayız. Mücadele edenler, Kurtuluş Savaşı’nda, Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Afyon’da, Urfa’da, Maraş’ta, Gaziantep’te büyük mücadeleler verenler; onların bütün umutları kendi çocuklarına güzel bir Türkiye bırakmaktır ve gerçekten de onlar alın teriyle, kanla, gözyaşıyla bize güzel bir Türkiye bıraktılar. Şimdi biz, bize bırakılan Türkiye’yi, çocuklarımıza daha güzel bir Türkiye olarak bırakmak zorundayız. Bunun mücadelesini vermek zorundayız. Bunun için çabalamalıyız.

EN HUZUR BULDUĞUM AN, BAŞIMI ANNEMİN DİZİNE KOYDUĞUM ANDIR


Aramızda şehit aileleri var. Bu ailelere toplum olarak görevimizi tam yapıyor muyuz? Emin olun tam yapmıyoruz. O insanlara o ailelere elbette şükran borçluyuz. Ama onları baş tacı etmek hepimizin insanlık, namus borcudur. Bunu unutmamak gerekiyor. O insanlar olmasaydı belki biz bugün yataklarımızda rahat uyumayacaktık. Onlar, hayatları pahasına bu ülkenin barışı için mücadele ediyorlar. Benim de başıma geldi. Ardanuç’a giderken, konvoyun başındaki araca ateş açıldı ve bir şehidimiz var. Şunu söyledim "o acıyı o aile değil, keşke benim ailem yaşasaydı’. Çünkü benim yüzümden başka bir ailenin acı çekmesini istemem. Daha doğrusu hiçbir ailenin acı çekmesini istemem. Aileler acı çekmemeli. Bir ülkede kim mutlu, o ülkede huzur var mı, barış var mı? Bunu öğrenmek için kitap okumaya gerek yok, şiir okumaya gerek yok. Tek yolu var, o ülkede kadınlar huzur içindeyse, güler yüzlüyse, akşam evde tenceresi kaynıyorsa, kadın oğlunun gönderdiği askerden huzur içinde dönmesini bekliyorsa ve gülümsüyorsa, o ülkede huzur var demektir. Eğer, kadının yüzü gülmüyorsa o ülkede huzur yoktur. Bunu hepimizin bilmesi lazım. En huzur bulduğum an, başımı annemin dizine koyduğum andır. Koca adamdım, ama başımı onun dizine koyduğum zaman bir huzur doluyordu içime. Anneler bu kadar değerlidir. Bunun için annelerin üzerine titrememiz gerekiyor.

HEPİMİZ EL ELE VERİRSEK BARIŞI, HUZURU GETİRİRİZ 

Barışı sağlayacağız, huzuru sağlayacağız evet, biz sağlayacağız. Huzuru sağlayamamanın sorumlusu siyasilerdir. Ben de bir siyasiyim. Ama açıkça söylüyorum, eğer ülke bu haldeyse anneler ağlıyorsa, çocuklarını askere gönderirken büyük bir kaygı ve endişe duyuyorlarsa ’acaba oğlum huzur içinde evine geri dönecek mi?’ diye bir kaygı besliyorsa bunun sebebi siyasilerdir. O nedenle hepimize görev düşüyor. Bu sorunu çözmek zorundayız. Az önce söyledim. Bizim topraklarda insan sevgisi var. Ama bizim topraklarımızda büyük acılar da var. Şarkılarımıza bakın, türkülerimize bakın, hepsinde acı vardır. Annelerin feryatlarını o türkülerde görürsünüz. Ama hepimiz bu ülkede el ele verirsek emin olun barışı, huzuru getiririz. Elin oğlu getiriyor da biz niye getiremeyelim? Onlar barışı sağlıyor da biz niye sağlamayalım? Onlar huzur içinde evlerinde oturuyorlar da biz niye yapmayacağız? Neyimiz eksik? Her şeyimiz var. Güzellik var, denizimiz, dağımız, gölümüz, ovamız var. Eksik olan, ön yargılardan arınmak, eksik olan bu. Birbirimizi daha fazla seveceğiz. Kimsenin etnik kimliği üzerinden siyaset, bu topraklara barış getirmez. Kışlaya siyaseti sokmayalım, camiye, mahkemeye siyaseti sokmayalım. Siyaset farklı bir şey. Siyaset zenginleşme aracı değildir, topluma adanmışlıktır.

KENDİ ÜLKEMİZDE İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ

Bugün Dünya Barış günü. Bütün dünya barışı kutluyor. Biz de barışa en çok özlem çeken ülkelerden biriyiz. Huzur içinde yaşamak istiyoruz. Birlikte yaşamak istiyoruz. Eğer tek kelimeyle ifade etmek gerekirse; insanca yaşamak istiyoruz. Kendi ülkemizde insanca yaşamak istiyoruz. Tanımadığımız insana selam verebileceğimiz bir Türkiye, kucaklaşacağımız bir Türkiye, düşüncelerimiz farklı olsa bile birbirimize düşüncelerimizi rahatlıkla anlatabileceğimiz bir Türkiye, birbirimizi sevebileceğimiz, çevreyi, doğayı koruyabileceğimiz bir Türkiye. Güneşiyle, ayıyla, kuşlarıyla, her şeyi ile bu mübarek topraklarda beraber yaşamak istiyoruz. Bu hasret hepimizin ortak hasretidir diye düşünüyorum. 

CHPnet

SİTELERİ