CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN VAN’DA DÜZENLENEN İL BAŞKANLARI TOPLANTISINDA YAPTIĞI KONUŞMA-KAN DÖKMEK BİZİM GELENEĞİMİZDE YOK, SİZİN GELENEĞİNİZDE VAR; TA “KANLI PAZAR” DAN BU YANA SİZ KAN DÖKÜYORSUNUZ BU ÜLKEDE! (14 MAYIS 2016)  
14.05.2016
40918
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU VAN’DA:

- KAN DÖKMEK BİZİM GELENEĞİMİZDE YOK, SİZİN GELENEĞİNİZDE VAR; TA “KANLI PAZAR” DAN BU YANA SİZ KAN DÖKÜYORSUNUZ BU ÜLKEDE!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Odalar Birliği’nde konuştum, şunu söyledim aynen okuyorum değerli arkadaşlarım: “Bir kişi konuşacak Türkiye susacak, bir kişi konuşacak hakim ona göre karar verecek, bir kişi konuşacak ona göre milletvekili listeleri hazırlanacak. Bir kişi konuşacak istediği adam hapse giderecek. Neymiş? Böyle bir başkanlık sistemi istiyormuş. Böyle bir başkanlık sistemini kan dökmeden bu ülkede gerçekleştiremezsiniz” dedim. Evet aynı şeyi yine söylüyorum. Kan dökmek bizim geleneğimizde yok, sizin geleneğinizde var! Ta “Kanlı Pazar” dan bu yana siz kan döküyorsunuz bu ülkede. Türkiye’yi kan gölüne ben mi çevirdim arkadaşlar? Bu adam Türkiye’yi kan gölüne döndürmedi mi? Her gün onlarca kişi hayatını kaybetmiyor mu? Kandan beslenen bir insan bu, açık ve net söylüyorum Recep Tayyip Erdoğan kandan beslenen birisidir.” dedi.
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Van’da düzenlenen İl Başkanları Toplantısındaki konuşması şöyle:
Sevgili yol arkadaşlarım, Van’ın benim kişisel tarihimde özel bir yeri var. İlkokula Erciş’te başladım, Atatürk İlkokulu’nda. Yıllar sonra o okulu ziyaret etmeye gitmiştim. O yıllarda Van’ı da biliyordum. Tatvan’dan Van’a gelişimizi de hatırlıyorum vapurla çocukluğumda. Dolayısıyla Van benim gönlümde özel bir yeri olan çok sevdiğim bir kent. Tabi sadece benim özel hayatımda değil, Türkiye’nin yaşamında da Van’ın bir özelliği var. Her ne kadar haritalarda göl diye geçerse de bildiğiniz gibi bir Van Denizi gerçeğimiz var. Başka hiçbir ile nasip olmayacak bir güzelliği bünyesinde taşıyor. Dağları öyle, ovaları öyle, şelaleleri öyle, kahvaltıları öyle. Baktığınız zaman Van bu bölgenin ve Türkiye’nin yüz akı.

TASADA VE KIVANÇTA BERABER OLAN BİR ULUSUZ
Peki değerli arkadaşlarım, Van bütün bu güzellikleri yaşıyor, evet hepsini yaşıyor, köklü bir tarihi var. Evet, Van kalesi var. Uygarlıklara başkentlik yapmış. Evet başkentlik yapmış. Dolayısıyla Van hepimizin yüreğini titreten güzel bir kent.
2011’de bir deprem yaşandı. Hepimizin yüreği büyük acılar yaşadı. Bütün Türkiye bir anlamda kalbini Van’a getirdi, Van’a taşıdı. Türkiye’nin her tarafından yardımlar ve bağışlar geldi. Çünkü biz tasada ve kıvançta beraber olmayı hep arzu eden bir ulusuz, birlikteyiz. Tasada ve kıvançta beraber olacağız. Van’da bir arkadaşımızın burnunun kanamasını istemeyiz. Elbette Trabzon’da da istemeyiz, elbette Hakkari’de de istemeyiz, Muğla’da da istemeyiz. İsteriz ki, bütün Türkiye’de hep beraber barış ve huzur içinde yaşayalım. 601 vatandaşımız hayatını kaybetti Van depreminde. Ben Genel Başkan olarak 4 kez geldim. Bütün belediyelerimiz seferber oldular Van’a yardım ve bir şekliyle katkı yapmak için.
Değerli arkadaşlarım, o dönem tabi Van’ın bir afet bölgesi ilan edilmesi gerektiğini defalarca dile getirdik. Ama maalesef o olmadı. Konutlar yapıldı. Elbette yapılması gerekiyordu. Üzülerek ifade edeyim 35 – 40 bin liraya malolan konutlar Vanlılara 90 bin liradan satıldı. Oysa bir afetten çıkılmıştı, pekala böyle büyük karlar içeren bir satışın olmaması gerekirdi. Bugün Van il başkanımızla konuşuyorum, diyor ki “TOKİ ödemeleri geri ödemeler başladı ve Van’dan dünyanın parası çıkıyor. Dolayısıyla esnaf biraz sıkıntılı vaziyette…”
Van’ın bir başka özelliği var geldiğimiz bugünlerde. Van göç almaya başladı. Terörün yoğunlaştığı bölgelerden Van’a göç var. İnsanlar geliyorlar, yatacak, kalacak yerleri yok ve en büyük kaygımız nasıl Diyarbakır’ın Bağlar semti çevreden gelen insanlarla oluşturulan bir bölge olduysa, burada da buna benzer bölgeler çıkabilir, kaos çıkabilir ve dolayısıyla Van kendi iç dinamiklerini büyük ölçüde kaybedebilir. Bu açıdan alınan göçlerin, Van’a gelen göçlerin iyi kontrol edilmesi, bunların yerleştirilmesi, mekan sahibi yapılması gibi hepimizin ortak bir görevi var. Özellikle ülkeyi yönetenlerin ortak görevi var. Tabi terör bölgenin en ciddi olayı.
Sevgili yol arkadaşlarım, defalarca söyledim bir daha söylüyorum, nerede? Van’da söylüyorum. Terör kimden gelirse gelsin, nereden gelirse gelsin, hangi amaçla gelirse gelsin insan olarak, parti olarak, yol arkadaşlarımız olarak terörün her türüne şiddetle karşı çıkacağız. Terör bir insanlık suçudur.
Bakın, en büyük acıyı sizler yaşıyorsunuz. Van’a geldim, bir şehit ailesine gittim başsağlığı diledim. Bir başka yere gittim başsağlığı için Vanlı bir kadın geldi ve aynen şunu söyledi. “İstirham ediyoruz, ayaklarını öpüyorum, ne olursunuz bu terörü bitirin.” dedi. “Ben televizyonları açamıyorum, seyredemiyorum” diyor. “Askerimiz ölmesin, polislerimiz ölmesin, çocuklarımız ölmesin, kimsenin burnu kanamasın. Biz kendi evimizde huzur içinde televizyon seyretmek istiyoruz. Tek eğlence kaynağımız o.” diyor. Terör, bu bölgede bu kadar can yakıyor.

HEPİMİZİN İÇİ KAN AĞLIYOR
Bakın, değerli yol arkadaşlarım, Çukurca’da dün 8 şehidimiz vardı, bugün tekrar bir şehidimiz geldi. Hepimizin içi kan ağlıyor. Böyle bir olayı nasıl oldu da, kimler hangi gerekçelerle Türkiye’nin başına bela ettiler? Bunun sorgulanması lazım. Hepimizin sorgulaması lazım, bölge halkının da sorgulaması lazım... 2002’de iktidar oldular sıfır terör, terör yok. 14 yıl geçti, tek başına iktidarlar. Suçlayacakları bir sinek bile yok, bir arı bile yok, bir kelebek bile yok. Neyi suçlayacaklar? Tek başına iktidarlar. Nasıl oldu da 14 yıl sonra Türkiye bir kan gölünün içinde kendisini gördü. Nasıl oldu? Kim bu tabloyu hazırladı? Bu tabloyu kim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının önüne koydu? Hakkarili kardeşim de bu soruyu sormak zorundadır. İstanbullu kardeşim de bu soruyu sormak zorundadır. Trabzonlu kardeşim, Rizeli kardeşim de bu soruyu sormak zorundadır. Muğlalı, Çorumlu, Yozgatlı kardeşim de aynı soruyu sormak zorundadır. Ne oldu Türkiye’ye?
Efendim “Terörü bitireceğiz”, “Eyvallah, bitirirseniz kredi açıyoruz.” dedik. Ne zaman söyledim? 2013’te söyledim. Kredi açıyoruz git çöz. Yol haritası gösterdik, “Biz bu yol haritasıyla çözmeyeceğiz.” Siz bilirsiniz buyurun çözün kredi açıyoruz. “Sizin kredinize ihtiyacımız yok.” Olabilir. Buyur çöz. Şunu söyledim, “Vallahi de billahi de çözersen gelip sana diyeceğim ki seni tebrik ediyorum. Çözün bu sorunu. Türkiye’nin en temel sorununu çözün.” Çözdüler mi? Hayır. Daha büyük belalar açtılar arkadaşlar. Yine 2013’te söyledim, “Bak bu sorun sıradan bir sorun değil. Bu sorun bir bakkalın sorunu değil, manavın sorunu değil, bir ilin sorunu değil, bir adamın sorunu değil, bir sivil toplum örgütünün sorunu değil. Bu sorun tarihsel derinliği olan bir sorun. Bu sorunu beraber çözmek zorundayız, hep beraber. Bu sorunu çözmek istiyorsan sorunun adresi meclistir” dedik. Gel TBMM’ye sorunu çözelim, her türlü desteği verelim. “Hayır efendim biz kendimiz çözeceğiz.” Buyurun çözün.

FATURAYI VATANDAŞ ÖDÜYOR
Yine hatırlattım kendisine sorunu çözmek için “Bir; samimi ve dürüst olacaksın. Ben bu sorunu çözeceğim diyeceksin. İki; gizli kişisel bir ajandan olmayacak senin. Üç; millete hesabını veremeyeceğin vaatlerde bulunmayacaksın. Dört; millete, muhalefete bilgi vereceksin.” dedik. Hiçbirisine uymadılar. “Biz istediğimiz gibi çözeriz” dediler. Ve bugün faturayı kim ödüyor? Faturayı Başbakan mı ödüyor, faturayı Cumhurbaşkanı mı ödüyor? Beyefendi sarayında oturuyor zaten. Her gün şehitler geliyor. Bu akşam da düğün dernek yapacak beyefendi.

TÜRKİYE’Yİ BU HALE KİM GETİRDİ
Değerli arkadaşlarım, bunun hesabını bu milletin sorması lazım. Bunun hesabını sormayıp da neyin hesabını soracaksınız? Bunu gündemde tutmayıp da neyi gündemde tutacaksınız? Türkiye’yi terör bataklığına kimler sürükledi, kimler gitti terör örgütlerine yardım ve yataklık yaptı? Şehirler silah deposuna dönüşürken kimler “Aman sakın müdahale etmeyin” dedi? Bunların üzerinde hepimizin düşünmesi lazım... Bilinçli olarak yapıldı bunların tamamı. Silahlar dağıtıldı bilinçli olarak ve Türkiye bir ateş çemberinin içine sokuldu. Faturayı vatandaş ödüyor arkadaşlar. Vanlılar ödüyor. Gidin Vanlı esnafa sorun, gidin Vanlı turizmciye sorun. Tarihin en zengin kültürü burada Van’da, gidin isterseniz kalesine, gidin ovalarına, yaylalarına, şelalelerine gidin turist mi var arkadaşlar? Niye gelmiyor? Patlayan bombalar. Hayır efendim. Ben bunu sorduğumda dediler ki, Paris’te de bombalar patladı, Almanya’da da bombalar patladı. Ama gidin otellerde yer yok. Peki, nedir sorun? Türkiye’nin bozulan imajı. Türkiye’yi bir Avrupa ülkesi olarak görmüyorlar artık. Diyorlar ki Türkiye Ortadoğu bataklığının bir parçası haline geldi. Güvenmiyoruz Türkiye’ye diyorlar. Kim getirdi bu hale Türkiye’yi? Bunun üzerinde yine hepimizin düşünmesi lazım.

6 MİLYON İŞSİZİMİZ VAR
Değerli arkadaşlarım, ekonomi. Terör ne yaptı? Esnafı mı vurdu, sanayiciyi mi vurdu? Hayır herkesi vurdu. 6 milyon işsizimiz var Türkiye’de. İşsizliğin en yoğun olduğu bölgeler de bu bölgeler. Buyurun Diyarbakır’a gidin, buyurun Mardin’e gidin. Van, zaten içinde yaşıyorsunuz. Bu kadar genç çocuk, pırıl pırıl çocuğumuz işsiz. Üniversiteyi bitirmiş işsiz, eğitimli işsizler bunlar. Eğitim almış, üniversiteyi bitirmiş, anne, baba fedakarlık etmiş, çocuğunu göndermiş üniversiteye, üniversiteyi bitirecek, iyi iş sahibi olacak. Çocuk şimdi hala babasının eline bakıyor, hala işsiz. Bu mudur Türkiye’yi iyi yönetmek? 14 yılda bu hale getirdiler Türkiye’yi. Sadece ben değil, her birimiz tek tek bunu anlatmalıyız, bunu söylemeliyiz.

200 BİN KİŞİYİ YERİNDEN YURDUNDAN ETTİLER
Değerli arkadaşlarım, Göç-Der diye bir derneğimiz var bu bölgede kurulu. Son terör olayları nedeniyle 200 bin kişinin yerinden, yurdundan edildiği söyleniyor. Nereye gitti bunlar? Kimisi Van’a geldi, kimisi Diyarbakır’a, kimisi başka şehirlere gittiler. Nasıl yaşıyorlar bu insanlar? Sur’dan kaçan vatandaşlar Diyarbakır’ın varoşlarında bir apartman dairesinde 3 – 4 aile bir arada kalıyorlar. Bu hükümet onlara el uzatıyor mu? Hayır. Onlara her gün yemek götüren parti yine Cumhuriyet Halk Partisi. Biz o kardeşlerimizi kucaklıyoruz. O vatandaşlarımıza tırlarla yardım götüren parti yine biziz. Biz ülkemizi seviyoruz, insanımızı seviyoruz kimliği ne olursa olsun başımın üstünde yeri var. İnancı ne olursa olsun başımın üstünde yeri var. Yaşam tarzı ne olursa olsun başımın üstünde yeri var.

ÇÖZÜMÜN ANAHTARI TAM DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK
Ben bütün vatandaşlarımdan şunu istiyorum. Bu sorunu çözmek mi istiyorsunuz? Adına ister Kürt Sorunu deyin, ister Doğu-Güneydoğu Sorunu deyin, ister başka bir sorun deyin, ne derseniz deyin. Bu sorunu ancak ve ancak Cumhuriyet Halk Partisi çözer arkadaşlar. Biz bu sorunu çözmeye kararlıyız. Bizim dışımızda başka bir parti çözemez. Niçin, CHP’nin ne özelliği var? CHP kuvayimilliyecidir. Bu ülkeyi kuran kadrolar CHP’yi de kurmuşlardır. Kimse Türkiye’nin geleceğinden alacağımız kararlar nedeniyle hiç asla endişe etmez. Nasıl sorunun çözüm yeri meclistir dediysek, sorunun çözüm anahtarı da tam demokrasi ve özgürlüklerden geçiyor. Bu ülkenin insanı, yani Türkiye Cumhuriyetinin yurttaşları üçüncü sınıf demokrasiyi hak etmiyor. Birisi eline sopayı alacak toplumu dizayn etmeye kalkacak, vatandaşı dizayn etmeye kalkacak. “Neden bunu söylüyorsun?” diyecek. Biz bu ülkeye tam demokrasiyi ve tam özgürlükleri getireceğiz. Bu ülkede terör sorununu da ancak biz bitireceğiz.
Bakın, 7 Haziran’dan bu yana 500’ün üstünde şehidimiz var. Bilinçli olarak yapıldı bütün bunların tamamı. Ceylanpınar’da bir apartmanın ikinci katında 2 polis öldürüldü. Evine giriyorsun, kapıyı açıyorsun enselerinden vuruyorsun şehit ediyorsun, kim yaptı bunu? Failler bulundu mu? Bulunmadı. Niye bulunmuyor, hangi gerekçeyle bulunmuyor? Bu bölge insanının, bütün bunları çok dikkatli izlemesi lazım.

İCRA DAİRELERİNDEKİ DOSYA SAYISI 8 MİLYONDAN 24 MİLYONA ÇIKTI
Değerli arkadaşlarım, 7 Haziran’ın faturası sadece terör değil, ekonomiyi de vurdu. Bakın, rakam vereyim. 2 milyar 333 milyon lira tutarında 63 bin 126 çek karşılıksızlık işlemiyle muhatap oldu. “Bunlar karşılıksızdır” dendi, yazıldı. Ne demektir? 63 bin 126 esnaf kara listeye alındı demektir. Bu esnafın ne günahı var, buradaki sanayicinin ne günahı var, buradaki tüccarın ne günahı var? “Yüksekova’dan paramızı alamıyoruz” diyor Vanlılar. Nasıl alsınlar arkadaşlar?
Değerli arkadaşlarım, icra dairelerinin sayısı 2002’de bakın icra dairelerindeki dosya sayısı 8 milyondu. 2014, bu havuz medyası anlatıyor ya “Türkiye uçtu, Türkiye şöyle oldu, Türkiye böyle oldu…” Şimdi icra dairelerindeki dosya sayısı 8 milyondan 24 milyona çıktı. Yüzünüze gözünüze dursun, siz bu rakamları da mı bilmiyorsunuz?
Değerli arkadaşlarım, dediğim gibi Türkiye’yi bu hale kim getirdi oturup düşünmemiz lazım. Çiftçi, bu bölgeler bundan 15, 20, 30 yıl önce bütün Ortadoğu’yu besliyordu. Canlı hayvan ihracatımız vardı, et ihracatımız vardı. Şimdi dışarıdan alıyoruz. Bölge halkını teröre ezdirdik. Nasıl bir devlet yönetimidir bu, nasıl bir yönetim anlayışıdır bu?

YETMEDİ, BAŞIMIZA İTHAL TERÖR GELDİ
Değerli arkadaşlarım, bu yetmedi bir de başımıza ithal terör geldi, IŞİD. Durup dururken bir sabah kalktık Suriye baş düşman ilan edilmiş. Ya arkadaş ne oldu Suriye’yle kavga ettin? Sen vizeleri kaldırmıştın, “Kardeşim” diyordun, Bodrum’da beraber tatil yapıyordunuz, keyif sürüyordunuz. Hiç kimsenin şikayeti yoktu. Ne oldu bir sabah kalktık da Suriye bir numaralı düşman oldu, hangi gerekçeyle oldu? Efendim Emevi Camii’nde namaz kılmaya gideceğiz. Buyur git kıl bakayım kılabiliyorsan. Bunlar gideceklerdi 3 milyon Suriyeli Türkiye’ye geldi. Resmi rakamlar 2 milyon 700 bin Suriyeli. Nasıl bir devlet yönetimidir? Nasıl bir öngörme yeteneğidir bu? En uzun sınırımız yolgeçen hanına dönmüş. Buyurun Kilis burnumuzun dibinde. Her gün roket atışları var Kilis’e, top atışları var. Bir il düşünebiliyor musunuz Türkiye Cumhuriyeti’nde bir ilin kanaat önderleri, ticaret odası, sanayi odası, esnaf odası gazeteye ilan veriyor “Nerede bu hükümet?” diye. Evet Kilisliler soruyorlar nerede bu hükümet? 22 kişi hayatını kaybetti. Uçak dahi uçuramıyorlar. Kim getirdi bu hale? IŞİD’ı vuramıyorlar, ama o vuruyor. 4 aydır anneler çocuklarını okula gönderemiyorlar. Bu çocuklar nerede okuyacak? Kilis nüfusundan fazla Suriyeli var orada yaşıyor. Böyle bir devlet yönetimi olabilir mi değerli arkadaşlarım?
Sevgili yol arkadaşlarım, bunları her yerde anlatmak zorundasınız. Her yerde anlatacağız. Gerçekleri bütün Türkiye’ye anlatmak zorundayız.
Değerli arkadaşlarım, sadece o değil tabi, Suriye’de Zara Bölgesi de vuruluyor. Tam bir katliam yapılıyor. Ses çıkaran var mı? Ses çıkaran yok. Sözde ateşkes ilan edildi. Niçin? El Nusra, El Kaide bunlar dinlemiyorlar, IŞİD bunları dinlemiyor. Ben bildiğimi okurum diyor, insanları öldürürüm diyor.

SEN ANCAK TENEKEDEN KOMUTAN OLURSUN
Değerli arkadaşlarım, öyle yanlış politikalar var ki, bakın bunlar Mavi Marmara’yla İsrail’i baş düşman ilan ettiler değil mi? Baş düşmandı. 9 vatandaşımızı açık denizlerde İsrail vurmuştu. Ne dediler İsrail’le barışmak için? “Tazminat ödeyeceksin, özür dileyeceksin, Gazze’ye ablukayı kaldıracaksın.” İyi dedik yaparsan çok başarılı olur. “Gazze’ye gideceğim. Giderken gemilerle gideceğim savaş gemileriyle gideceğim.” dedi. “Savaş gemileriyle Gazze’ye gidersen seni alnından öpeceğim” dedim. Tabi bırakın savaş gemisiyle gitmeyi Gazze’nin G’sini bile ağzına alamadı. Ne yaptılar? Kapalı kapılar ardında İsrail’e önce OECD üyeliğinin yolunu açtılar. Sonra NATO’nun yolunu açtılar. Bunlar tamamen ikiyüzlü bir politika güdüyorlar, tamamen ikiyüzlü. Böyle bir devlet anlayışı olur mu? İsrail özür mü diledi? Hayır. Tazminat mı verdi? Hayır. Gazze’de ablukayı mı kaldırdı? Hayır. Niye bu ödünleri veriyorsun? O allayıp pullayıp kahramanlık edebiyatı yaptığı günlerde İsrail’i baş düşman ilan etmişti. Şimdi İsrail’e muhtacız diyor. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bir başka devlete muhtaç hale gelmişse otur koltuğunda utan utan, utan biraz. Uçak bile gönderemiyorlar Suriye hava sahasına. Ne diyordu? “Ben komutanım” diyordu. Sen ancak tenekeden komutan olursun ne komutanı? Senden komutan mı olur?

TUTTURMUŞ "İLLA BAŞKAN OLACAĞIM"
Değerli arkadaşlarım, anayasada değişiklik yapmak istiyorlar. Gerekiyor mi? Elbette gerekiyor tabi. Çağdaş bir anayasaya ihtiyacımız var mı? Elbette ihtiyacımız var. Şartımız var mı? Elbette şartımız var! Parlamenter sistem. 150 yıla yakındır Türkiye Cumhuriyeti parlamenter sistemle yönetiliyor. Osmanlıdan kalan mirastır. Orada da parlamenter sistem vardı, bizde de var. Bakın, bütün bu olaylar oluyor, kan gövdeyi götürmüş, beyefendi beline kadar kanın ortasına oturmuş, her gün insanlar kan gölünün içinde hayatlarını kaybediyorlar, analar ağlamayacakmış. Ağlamayacak anne kalmadı. Şimdi ne diyor? Bütün bunları bir tarafa bırakmış “İlla ben başkan olacağım” diyor. Şu soruyu soruyorum ya arkadaş 14 yıldır bu memleketi yönetiyorsun, tek başına yönetiyorsun. 14 yılda yapmak isteyip de yapamadığın ne oldu? Başbakandın gittin Soma’da adam dövdün. Birisi kalktı senin danışmanın madenciyi tekmeledi. Her istediğini yaptın. İstediğin milletvekilini seçtin, istediğin adamı meclis başkanı yaptın. Oturdun milleti tehdit ettin. Bu milletten ne istiyorsun sen? Milletin başına bir numaralı bela olmuş arkadaşlar. Milleti bölüyor, en büyük bölücü budur.
Odalar Birliği’nde konuştum. Tutturmuş illa başkan olacağım. Şunu söyledim aynen okuyorum değerli arkadaşlarım. “Bir kişi konuşacak Türkiye susacak, bir kişi konuşacak hakim ona göre karar verecek, bir kişi konuşacak ona göre milletvekili listeleri hazırlanacak. Bir kişi konuşacak istediği adam hapse giderecek. Neymiş? Böyle bir başkanlık sistemi istiyormuş. Böyle bir başkanlık sistemini kan dökmeden bu ülkede gerçekleştiremezsiniz” dedim. Evet aynı şeyi yine söylüyorum.
Biz ülkemizi seviyoruz, bize gönül bağı olsun olmasın, bizimle aynı düşüncede olsun olmasın bütün insanlarımızın özgürce düşüncelerini ifade etmelerini istiyoruz. Düşünceyi ifade etme özgürlüğünü sonuna kadar istiyoruz. Benim gibi düşünmedi diye alıp adamı hapse mi atacaksınız? Öğretim üyeleri bildiri imzalamışlar. Vay sen misin bildiri imzalayan. Hepsini vatan haini ilan etti. Vatan haini düşünce özgürlüğüne sınırlama getiren adamdır. Vatan haini odur. Ben birisinin düşüncesini beğenirim veya beğenmem ama o insanın 21.yüzyılın Türkiye’sinde düşüncesini özgürce açıklamasına imkan vermek zorundayız. Toplum nasıl büyüyecek, birbirimizi nasıl dinleyeceğiz, birbirimizin düşüncelerini nasıl samimi olarak birbirimize aktaracağız? Bunun yolu düşünceyi açıklamaktır. Niçin düşünceyi açıklıyorsun diyor. Allah’ın verdiği aklı kullanmama bile engel oluyorsun sen. Böyle bir anlayış olabilir mi?
Kalkmış konuşma yapmış. Kendisini muhatap almıyoruz. Ama konuşuyor, illa konuşacağım diyor. Söyledim, arkadaşlara tekrar hatırlattım. Ankara’ya gidince bir kanun teklifi verin, TRT bir kanal açsın Recep Tayyip Erdoğan kanalı, ister RTE kanalı desinler. 24 saat bunu canlı yayın versinler. Biz de kurtulalım o da kurtulsun hiç değilse. 24 saat ne istiyorsa konuşsun. Sansürsüz olsun, tuvalete giderken, kahvaltı yaparken, konuşurken, eğlenirken, sarayda gezerken, malı götürürken, hepsini naklen versin.

MİLLETİN İRADESİNE İHANET EDEN ADAM SENSİN BE ADAM!
Efendim diyor ki, “Milletin iradesine ve meclisine ihanet etmiştir” ben bunu söylediğim için. Ya milletin iradesine ihanet eden adam sensin be adam! Milletin iradesine açıkça ihanet eden sensin. 23 milyon 600 bin oy alan Davutoğlu’na sen demedin mi istifa et diye. En 23 milyon 600 bin kişinin iradesine değil, kendi iradeni milli irade olarak görüyorsun. Senin iraden milli irade olamaz. O senin bağnaz iradendir.
Bunların geleneğinde kan dökmek, sözde biz kan dökecekmişiz. Ya bari okuduğunu anla arkadaş. Okuduğunu anlayamayabilirsin, bir tane tercüman tut, Türkçe tercüman Kılıçdaroğlu ne söyledi diye. Bunları yapamazsın diyoruz, yaparsan kan dökülür diyoruz. Neden? İzin vermeyiz arkadaşlar. Demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanırız. Kan dökmek bizim geleneğimizde yok. Sizin geleneğinizde var kan dökmek. Ta “Kanlı Pazar” dan bu yana siz kan döküyorsunuz bu ülkede. Türkiye’yi kan gölüne ben mi çevirdim arkadaşlar? Bu adam Türkiye’yi kan gölüne döndürmedi mi? Her gün onlarca kişi hayatını kaybetmiyor mu? Kandan beslenen bir insan bu. Açık ve net söylüyorum Recep Tayyip Erdoğan kandan beslenen birisidir. Milleti ayırıyor, milleti bölüyor. Ve bunların bir geleneği daha var. Sadece kandan beslenmiyorlar. Arkadan hançerleme geleneği de var bunlarda. Önce dost görünüp arkadan hançerliyorlar. Örnek mi istiyorsunuz? Erbakan’ı arkadan hançerlediler. Önünde el pençe divan duruyorlardı, el ayak öpüyorlardı. Döndüler arkadan Erbakan’ı hançerlediler. Sonra Kaddafi’ye gitti, el etek öptü. “Kardeşim Kaddafi” dedi. Ne oldu? Kaddafi’yi gitti arkadan hançerledi. Sonra Suriye’nin lideri “Kardeşim Esad” diyordu, beraber tatil yapıyorlardı, aile boyu yapıyorlardı. Bir sabah kalktık “Kardeşim Esad” olmuş “Düşmanım Esad”, elinde hançer arkadan hançerliyor. Sonra? En son örnek Davutoğlu. Demiyor muydu “Davutoğlu en iyi bakan, en iyi Başbakan”? %49,5 oy almış çağırdı elinde hançer arkadan hançerledi “Hadi yürü bakalım” dedi. Sen arkadan hançerlemeyi seven bir insansın. Çünkü senin yüreğinde insan sevgisi yok. İnsan sevgisi olan böyle bir şey yapmaz zaten.
Diyor ki, Kızılay dışında kan vermeyiz. Adım gibi biliyorum parasız olsa gene vermez. Mutlaka Kızılay para verecek, üstelik dolar bazında verecek ki gidip kan versin.

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ
Değerli yol arkadaşlarım, Türkiye tarihinin en derin krizlerinden birisini yaşıyoruz. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bir kişinin iki dudağı arasına hapsedilmek isteniyor. Buna asla izin vermeyeceğiz. İstediği kadar sarayında debelensin asal izin vermeyeceğiz. Demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Biz bu ülkede yargı bağımsızlığını, biz bu ülkede demokrasiyi, biz bu ülkede medya özgürlüğünü sokakta bulmadık. Demokrasinin bedelleri vardır. O bedelleri ödemeye hazırız. Efendim hapse girersiniz. Hapse atmazlarsa namerttirler. Hiç korkmayacağız, hiç çekinmeyeceğiz. Yürek birliği içinde mücadele edeceğiz.
Neyi değiştirmek istiyorlar? Demokratik, laik, sosyal hukuk devletini değiştirmek istiyorlar. Bir dikta yönetimi getirmek istiyorlar. Demokratik, laik, sosyal hukuk devletini biz az belalardan geçerek, az ateş çemberinden geçerek mi kurduk? Böyle bir şey olur mu? Beyefendinin isteği üzerine değişecekmiş. Onunda bir kardeşi var biliyorsunuz Meclis Başkanı. O da gitti “Anayasadan laiklik çıkmalıdır” dedi. Asıl düşüncelerini bir şekliyle ifade ettiler. Ne gelecek? Ortadoğu bataklığını görmüyor musun? İnsanlar birbirinin boğazına sarılmış görmüyor musun? Sen oraya silah gönderiyorsun utanmıyor musun? Müslümanı Müslüman’a kırdırıyorsun utanmıyor musun? Şimdi kalkmış laikliği kaldıracağız. Ne senin boyun, ne senin kilon buna yetmez arkadaş, kusura bakma.
Değerli arkadaşlarım, baskı yapıyorlar sanıyorlar ki biz geri adım atacağız, eyvah mahvolduk falan filan diye. İster havuz medyasını harekete geçir, ister yandaşlarını geçir, istersen o mafya bozuntusu arkadaşlarını geçir bizi yıldıramazsın. Savcıları harekete geçiriyorlar, fezleke düzenleyecekmiş. Sevsinler senin savcılarını. Biz o savcılardan korksaydık zaten siyasete girmezdik. Yargı bağımsızlığını sonuna kadar savunacağız hiç kimsenin endişesi olmasın.

ASLA VE ASLA BİRİLERİNİN TUZAĞINA DÜŞMEYECEĞİZ
Değerli arkadaşlar, bu ülkeye ne dedim? Terör bitecekse demokrasiyle bitecek, özgürlüklerle bitecek. İnsanların düşüncelerine kelepçe vuramazsın, vurmayacağız kelepçeyi. Herkes düşüncesini çıkacak adam gibi anlatacak. Bizim aradığımız budur, istediğimizde budur bizim. Bizim 81 il başkanını Van’da toplamamızın ayrı bir önemi vardır. Türkiye’yi bir bütün olarak görmek istiyoruz biz. Bir bütün olarak kardeşçe, kimliği ne olursa olsun, hangi bölgede yaşarsa yaşasın biz biriz ve kimse bizi ayıramaz. Çanakkale’ye gidin dedelerimiz orada, Antep’e gidin dedelerimiz orada, Urfa’ya gidin dedelerimiz orada. Gelin buraya burada da dedelerimiz beraber yatıyor. Niye ayrılıyoruz biz? Kendi ülkemizde kendi sorunumuzu kendimiz çözerek. Bir arada yaşayacağız. Birilerinin tuzağına asla ve asla düşmeyeceğiz.
Bunlar o kadar omurgasız insanlar ki arkadaşlar. Örnek vereceğim biraz gülün. Şimdi idam bizim anayasamızda yok. İdam gerçekten bana göre insanlık dışı bir şey. Çünkü telafisi mümkün değil. Adam sonunda haklı çıksa adamı idam etmişsiniz bitmiştir, geri dönemiyorsunuz. Şimdi 2 Ocak 2016’da Suudi Arabistan’da 47 kişi idam edildi. Rejimle anlaşamadılar, farklı bir inanç anlayışları vardı, Müslüman ama farklı bir mezhepten. Onları aldılar 47 kişiyi idam ettiler. Biz idama karşıyız dedik, doğru değil dedik. Mısır’a da haber gönderdik, iki büyükelçimi gönderdim Mısır’a. Dedim ki gidin sakın ola ki orada darbeden sonra idam yapmasınlar. Eğer o idamlar ileride ne tür travmalar doğurur diyorlarsa gelip Türkiye’ye baksınlar. Bu ülkede Menderes idam edildi arkadaşları, Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam edildi. Asla idama taraftar değiliz ve karşıyız. İdam olmamalı. Hele siyaseten idam hiç olmamalı. İnsanı düşüncesinden ötürü idam edebilir misiniz? Oraya da haber gönderdik. Şimdi Erdoğan kalktı Suudi Arabistan’da bu idamlar olduğu zaman efendim Suudi Arabistan’ın kanunlarında var e İran’da da var bu idamlar olabilir. Biz karşı çıktık, doğru değil dedik. Şimdi Bangladeş’te benzer bir idam oldu. Bu sefer diyor ki, Dakka’daki büyükelçiyi çağırdık neden bu idam oldu diyor. En ağır ifadelerle Bangladeş suçlanıyor. Çifte standarda ne gerek var? İdama ya karşısın, ya karşı değilsin. Bangladeş’inde kanunu yok mu? Onun da kanunu var. İdam? Ona dayanarak idam ediyor. Doğru mu? Hayır doğru değil. Bir insanda ilke olur, omurga olur. Omurgasızlık insanı bu hale getiriyor. İlkesizlikte insanı bu hale getiriyor.
O nedenle değerli yol arkadaşlarım, işimiz çok kolay değil. Mücadele edeceğiz. Ama güzel olan kolay işi başarmak değil, güzel olan zor işi başarmaktır. Zor işi başaracağız. Kurtuluş Savaşı’nda babalarımız, dedelerimiz hangi amaçla mücadele ettilerse, çocuklarına daha güzel bir Türkiye bırakmak istediler. Aynı şekilde bizde çocuklarımıza daha güzel bir Türkiye, daha demokratik bir Türkiye, birbirleriyle konuşan, düşünceleri farklı olsa bile aynı masanın etrafına oturup konuşabilen, dertleşebilen insanlar olmalı. Biz bunu yapma kararlılığındayız.
Bu vesileyle hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunuyorum. Hepiniz sağ olun, var olun. Sizlerle beraber mücadele edeceğiz, birliğimiz gücümüz olacaktır ve bu gücümüzü sonuna kadar sürdüreceğiz.
Hepinize saygılar.




CHPnet

SİTELERİ