CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU, GENİŞLETİLMİŞ İSTANBUL 3.BÖLGE TOPLANTISINDA KONUŞTU  
25.02.2017
36886
Yazı Boyutu: A- A+
CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU, GENİŞLETİLMİŞ İSTANBUL 3.BÖLGE TOPLANTISINDA KONUŞTU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bal gibi rejimi değiştiriyorlar. Demokratik parlamenter sistemden tek adamın egemen olduğu otoriter sisteme geçiyoruz." dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun, İstanbul İl Başkanlığının Bakırköy’deki Leyla Gencer Kültür Merkezinde düzenlediği "Genişletilmiş İstanbul 3. Bölge Toplantısı"nda yaptığı konuşma şöyle:



Teşekkür ederim. Süremiz biraz kısıtlı dikkatle dinlemenizi istiyorum. Slogan atmayalım. Süreç slogan atacağımız bir süreç değil. Süreç; hepimizin oturup düşünmesi ve kararlılıkla hareket etmesi gereken bir süreçtir. Bakın Çanakkale’yi izledik burada, Ruhi Su’yu dinledik burada. Emin olun hem filmi izlerken, hem Ruhi Su’yu dinlerken duygulanmamak mümkün değil. İnsanlar gözyaşlarını tutamıyorlar. Nereden nereye geldi Türkiye? O koşullarda Türkiye Cumhuriyeti yaratıldı. Onun mücadelesi verildi. Türkiye Cumhuriyetinin sınırları birileri tarafından belirlenmiş değil. O sınırlar belirlenirken acı vardı, kan vardı, gözyaşı vardı, şehitler vardı. Filmin başında silah taşıyan anneler vardı. Seyit Onbaşı vardı Çanakkale’de.

HEPİMİZİN SORUMLULUĞU VAR

Şimdi geliyorum günümüze, ne oldu da kendi tarihimizle yabancılaştık? Tarihimizi bize unutturmak istiyorlar, tarihimizi yok saymak istiyorlar, ellerinde topladıkları güçle tarihi yok sayacağız diyorlar. Bu tarih boşuna yazılmadı. Hepimizin ama hepimizin sorumluluğu var. CHP’liler bir aradayız. Sizlerden isteğim var. Slogan atılacak zaman değil, yürüyüş yapılacak zaman da değil. Hepimizin ev ev, kahve kahve gezip bunu anlatmamız lazım, soracağız vatandaşa; sen tarafsız bir cumhurbaşkanı mı istiyorsun, taraflı bir cumhurbaşkanı mı istiyorsun? Tarafsız bir cumhurbaşkanı istiyorum diyorsan o zaman “Hayır” diyeceksin. Bir kişi hem başkan olsun hem bir partinin Genel Başkanı olsun bunu mu istiyorsun, yoksa cumhurbaşkanı tarafsız mı olsun bunu mu istiyorsun? Bir partinin Genel Başkanı anayasa mahkemesinin 15 üyesinden 12’sini onun tayin etmesini mi istiyorsun, yoksa yargı bağımsızlığını mı savunuyorsun? Türkiye Cumhuriyetinde bir parti devleti mi olsun diyorsun, yoksa sen demokratik bir Türkiye mi istiyorsun? Demokratik bir parlamenter rejimden yana mısın? Onu soracağız. Bilgiyle soracağız, birikimle soracağız. Kaybedecek vaktimiz yok. Geçen hafta 2. Bölgede toplantı yaptık aynı şeyleri söyledik. Şimdi burada yapıyoruz. Sonra 1. Bölge de yapacağız. Efendim nasıl olsa Genel Başkan çalışıyor, nasıl olsa milletvekilleri çalışıyor, nasıl olsa belediye başkanları çalışıyor. Olmaz! Hepimizin tarihe karşı sorumluluğu var hepimizin. Hepimizin Türkiye’ye karşı sorumluluğumuz var, hepimizin bayrağımıza karşı sorumluluğumuz var. Ve en önemlisi hepimizin bayrağımıza, vatanımıza ve çocuklarımıza karşı sorumluluğumuz var. Benim anlatmam değil hepimizin anlatması çok önemlidir.

ADETA TBMM’DEN İNTİKAM ALMAK İSTİYORLAR

Kendi tarihimize bakalım Milli Kurtuluş Savaşını yöneten bir meclis, şu soruyu sorun gittiğiniz her yere; Milli Kurtuluş Savaşını yöneten bir meclis, bir Gazi Meclis 15 Temmuz darbe girişimini bombalar altında, kurşunlar altında püskürten bir meclis neden ve hangi gerekçeyle ikinci sınıf bir meclis konumuna düşürülüyor? Ne eksiği var bu meclisin? Neden meclisin yetkilerini alıp bir kişiye devrediyorsun? Bunları sormanız ve bunları anlatmanız gerekiyor. Bir kişi her şeye kadir olacak. Hem hakim olacak, hem savcı olacak, hem partinin Genel Başkanı olacak, hem hakim tayin edecek, devletin valisini tayin edecek, herkesi tayin edecek. Bunlar asla ve asla olmaz. Olmamalı. Şu anda bu yetkilerin tamamı Türkiye Büyük Millet Meclisindedir. Devletin yapısı ve işleyişiyle ilgili kararların tamamı Türkiye Büyük Millet Meclisinde alınır. Şimdi devletin yapısı ve işleyişiyle ilgili yetkiler bir kişiye veriliyor. Şunu anlatın; başkanı seçtik yeni anayasa değişikliği yürürlüğe girdi. Başkan hastalandı. Allah uzun ömür versin veya vefat etti veya yurtdışına geziye gitti. Kim vekalet edecek başkana? Seçimle gelmeyen birisi, seçimle gelmeyen birisi gelecek. Seçimle gelmeyen birisi ne zaman yönetilmiştir Türkiye’de? Askeri darbe dönemi. Askeri darbe dönemlerinde seçimle gelmeyenler Türkiye Cumhuriyetini yönetmişlerdir. Şimdi anayasa değişikliğiyle seçimle gelmeyeni Türkiye’yi yönetmesine imkan sağlıyoruz. Peki, mevcut anayasa da nedir? Mevcut anayasaya göre Sayın cumhurbaşkanı yurtdışına gittiğinde, hastalandığında veya herhangi bir nedenle görevinde olmadığında Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanı cumhurbaşkanını temsil ediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinden intikam almak istiyorlar adeta, meclis başkanı neden cumhurbaşkanını temsil etsin boş verin, seçilen birisi cumhurbaşkanın da başkan yardımcısı olmasın, bakan olmasın! Böyle bir meclis düşünülebilir mi? Ve aynı zamanda bir kişiyi seçiyoruz yeni anayasa değişikliğine göre, sorun vatandaşa bir kişiyi seçtik oraya gönderdik. Canı sıkıldı ertesi gün dedi ki; ben meclisi feshediyorum. Siz buna razı mısınız değil misiniz diye sorun sokaktaki vatandaşa? Kahvedeki vatandaşa, hastanedeki vatandaşa, tarladaki vatandaşa sorun, evdeki kadına sorun. Madem bir kişi meclisi feshedecek niye biz bu milletvekillerini seçiyoruz? Niye bize gidip oy kullanın parlamentoya milletvekillerini gönderin diyorsunuz? Nasıl olsa birisinin canı sıkılacak diyecek ki ben feshediyorum.

BAL GİBİ REJİMİ DEĞİŞTİRİYORLAR!

Bizim tarihimizde böyle bir yetki yok. 1924 anayasası görüşülürken bu yetki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e verilmek istenmiştir. Ama parlamento bunu istememiştir. Reddetmiştir parlamento. İki genç milletvekili çıkmıştır kürsüye demişler ki, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü seviyoruz, saygı duyuyoruz, liderliğini biliyoruz, dünyadaki saygınlığını da biliyoruz. Ama bizi bu meclise milletin kendisi gönderdi. Milletin kendisi gönderdiyse bir kişi bu meclisi feshedemez" demiştir. Bütün bu ayrıntıları anlatmak zorundasınız. Her birinizin görevi var, bunların anlatılması lazım. "Efendim Türkiye’de rejim değişmiyor...", bal gibi rejimi değiştiriyorlar! Demokratik parlamenter sistemden tek adamın egemen olduğu otoriter sisteme geçiyoruz. Ortak akıl kalkıyor. Ortak aklın tecelli ettiği yer milli iradenin aynı zamanda olduğu yerdir. Türkiye Büyük Millet Meclisindir. Her partiden orada milletvekilleri var. Teklif gelir, yasa tasarısı gelir, oturulur, konuşulur, tartışılır, olgunlaştırılır ve meclisten çıkartılır. Şimdi de deniyor ki sizin düşünmenize gerek yok. Ben düşünüyorum, ben karar vereceğim, devletin yapısını ben değiştireceğim. Kim müsteşar olacak, kim vali olacak, kim büyükelçi olacak onların kriterlerini ben belirliyorum diyor. Senin düşünmene gerek yok, 80 milyonun aklı tutulsun istiyorlar. 80 milyon hiç düşünmesin, bir kişi düşünür kararını verir, 80 milyon da ona uyacak. İyi de biz bu Milli Kurtuluş Savaşını bunun için mi yaptık? Cumhuriyetimizi boşuna mı demokrasiyle taçlandırdık? Daha güzel bir Türkiye, yaşanacak bir Türkiye’yi, farklı görüşlerimiz olabilir, farklı inançlarımız olabilir, farklı kimliklerimiz olabilir ama aynı coğrafyada yaşıyoruz. Birlikte yaşayacağız, kardeşçe yaşayacağız, bunu anlatın.

DEMOKRASİYİ Mİ, OTORİTER TEK ADAM REJİMİNİ Mİ TERCİH EDİYORSUN?

Bu referandumun CHP’yle, MHP’yle, AKP’yle bunlarla bir ilgisi yok. Bu referandumun sağı solu yok. Bu referandumun doğusu, batısı, güneyi, kuzeyi yok. Bu referandum demokrasiyi mi tercih ediyorsun, otoriter tek adam rejimini mi tercih ediyorsun, olay budur, bunu anlatmanız lazım. Ne için biz sokaklarda, caddelerde ve buralarda altı oklu bayrağımızı kullanmıyoruz. Sorun memleket meselesi, Türkiye meselesi, defalarca söyledik, "Kışlaya siyaseti sokmayın, camiye siyaseti sokmayın, okula siyaseti sokmayın, adliyeye siyaseti sokmayın. Sokarsanız devleti çökertirsiniz. Adaletin olmadığı yerde devlet olmaz..."  Yargıcın hakimin tarafsız ve bağımsız olmadığı bir yerde adalet olmaz. Bir kişi "Hakimleri de ben tayin edeceğim, benim istediğim hakimler görev yapacak" dediği andan itibaren adalet çöker ve o kişi bir siyasi partinin aynı zamanda Genel Başkanıysa çöker, adalet çöker. Onun tayin ettiği hakime karşı vatandaş hakkını arayamaz. Örnek vereyim size; diyelim ki Bakırköy’de veya Avcılar’da bu bölgede bir yerde kamulaştırma yapılıyor. Dükkanınız, araziniz, dairenize gelip el koydular, dediler ki burayı yıkacağız, değer 15 bin lira! Siz diyeceksiniz ki; buranın değeri 15 bin değil çok daha fazla. Ne yapacaksınız? Hak arayacaksınız değil mi? Nereye başvuracaksınız? Adliyeye. Karar veren kim, kamulaştırma kararı? Bir kişi. Oraya hakim eden kim? Bir kişi. Bu hakim sizin lehinize karar verir mi? Hakim size bakmaz, adalete bakmaz, tepeye bakar. Ona bakayım ne diyor bana, ne diyorsa ona göre karar vereceğim diyor. Tarihte örneği var mı? Tarihte örneği var. Hitler, Hitler’in adalet bakanı diyor, hakimlere diyor "Almanya’da bir konuda karar verirken Führer’i düşüneceksiniz. O nasıl bir karar istiyorsa ona göre bir karar vereceksiniz" diyor. Bir hakim çıktı dedi ki; ben onu dinlemem adaleti sağlayacağım. Buranın değeri 15 bin lira değil, 150 bin liradır dedi. Ertesi gün o hakim sürülür. Sürme yetkisi kimde? Yine yukarıda. Her şey ayaklarımızın altından kayıyor. Milli irade... Milli iradeyi bir kişi temsil etmiyor. Yürütme organı temsil ediyor, yasama organı temsil ediyor, yargı organı temsil ediyor. Üçü birbirini denetliyor. Birisinin hatası varsa diğeri düzeltiyor. Hepsini birleştiriyoruz bir kişide, o hata yaparsa ne olacak? Kim düzeltecek? Düzeltecek makam yok. Böyle bir düzen olmaz. O açıdan söylüyorum hepimizin sorumluluğu var.

TÜRKİYE, BİR KİŞİNİN ARZU VE İHTİRASLARINA TESLİM EDİLEMEZ

Paralel devlet kurdular biliyorsunuz, bağırdılar, çağırdılar "paralel devlet" diye. Paralel devleti sizin sayenizde kurdular. Şimdi paralel devlet kurmaya gerek yok. Bir kişi var onu kandırdın mı devleti ele geçiriyorsun. 24 saat uzun da değil. Bir kişiyi ikna ettin mi bu anayasa değişikliği geçerse bir kişiyi ikna ettin mi? Oturacak bütün müsteşarlar, bütün valiler, bütün asker general, subay hepsini bir kararnameyle değiştirecek. Öyle sizin yıllarca uğraşmanıza gerek yok. Bir kişiyi kandırdın mı, devletin tamamını 24 saatte ele geçiriyorsun. Böyle bir düzen dünyada hangi ülkede var 21.yy’da? Böyle bir düzen 21.yy’da dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Bakın dünyanın hiçbir ülkesinde yok böyle bir düzen. Efendim bununla çift başlılığı önleyeceğiz. Büyük bir yalan. Nerede önleyeceğiz? Baştaki adam çift başlı olacak zaten. Hem başkan, hem partinin genel başkanı, iki tane şapkası var. Vali il başkanı ilde kavga çıkacak. Başkanı kim temsil ediyor? Vali mi temsil edecek, il başkanı mı temsil edecek, partinin il başkanı mı? Aralarında kavga çıkacak. Partinin il başkanı valiye dönüp diyecek ki; sen kimsin ya sus diyecek. Başkanı asıl ben temsil ediyorum diyecek. Çok büyük sorunlar var. Hiçbirisi düşünülmedi. Bir kişinin arzusu ve ihtiraslarına teslim edilen bir Türkiye olmamalıdır. O nedenle hepimizin çalışması lazım, öyle slogan atalım, yürüyüş yapalım, efendim koşturalım edelim, eğlenelim. Bunlarla olmaz. Her vatandaşıma söylüyorum ve her partilime söylüyorum, bilgili, kararlı, yumuşak bir dille bunu herkese anlatacaksın. Kavga etmeyeceksiniz, hiç kimseyi kötülemeyeceksiniz. Tam tersine saygın bir kişi olacaksınız. Olayları büyük bir soğukkanlılıkla anlatacaksınız. Efendim acaba söylediği doğru mu, yanlış mı diye size sorulabilir. Orada şunu söyleyeceksiniz, "Bakın bizim Genel Başkanımız çağrı yapıyor. Binali Bey’e de çağrı yapıyor, Devlet Bey’e de çağrı yapıyor. Gelin sizin istediğiniz televizyon kanalında, sizin istediğiniz gazetecilerle oturalım, konuşalım. Kim doğruyu söylüyor, kim yanlışı söylüyor izlesin vatandaşlar karar versin." diyor. Vatandaşa bunu söylediğiniz andan itibaren emin olun duracaktır. Doğru söylüyor diyeceklerdir. Madem bunların yaptığı çok doğru ve benim söylediklerim yanlışsa gelsinler beni onların televizyon kanalında mahcup etsinler. Bu kadar soğukkanlı anlatacaksınız. Kızmadan dökmeden. Hırslarınıza gem vurarak, tam tersine bilgiyle donanmış bir vaziyette gideceksiniz. Size küçük kitapçıklar verildi orada her şey var.

KAVGA ETMEYECEĞİZ

Efendim bir kişi olur da çok temiz, çok dürüst bir adam olabilir başkan, yarın da başka bir adam olabilir. Sorun bir kişi sorunu değil arkadaşlar. Onun çok daha ötesinde büyük bir sorun. Açıkça rejim değişiyor. Rejimi değiştiriyorlar. Kendi yetkilerini teslim ediyor Türkiye Büyük Millet Meclisi. Tam tersini yapmalıyız. Size soracaklar, neden siz Anayasa Mahkemesine başvurmadınız diye? Onlara Mustafa Kemal Atatürk’ün Amasya Tamimini hatırlatacaksınız. Amasya’da Mustafa Kemal Atatürk diyor ki, "Bu milletin istiklalini bu milletin azim ve kararı kurtaracaktır." Dolayısıyla biz de bunu anlatacağız. Bizi kavganın içine çekmek isteyeceklerdir. Kavga etmeyeceğiz. Provokasyon yapacaklardır. İzin vermeyeceğiz. Çok dikkatli, güven veren bir söylevi geliştireceğiz. Bu bizim boynumuzun borcudur. Bu bir vatanseverliktir. Yine milletin kaderini milletim azim ve kararına teslim edeceğiz. Kurtuluş Savaşı’nın ikinci önemli adımını atıyoruz arkadaşlar. Bu iş mitinglerle de olmaz. Bu iş bire bir evlerde, bire bir kahvelerde, bire bir parklarda, bire bir dost sohbetlerinde anlatılmalı, bire bir anlatılmalı. Ne olduğu insanlara anlatılmalı.

Bakın neden “Evet” denecek bunu anlatamıyorlar. Çünkü “Evet” diyecek bir şey yok. Neyle suçluyorlar? “Hayır” diyenler teröristtir diyorlar. Başka da söyleyecekleri bir şey yok. Biz ne diyoruz? “Evet” diyenler “Hayır” diyenler bu ülkenin saygın vatandaşıdır ve bizim başımızın üstünde yeri vardır diyoruz. Asla! Akılcı bir politika güdüyoruz. Dediğim gibi olay benim olayım değil, sizin de olayınız değil. Bir memleket meselesi, hepimizin ortak sorunu, ortak sorunsa hep beraber sağcısı, solcusu, ortacısı, milliyetçisi, ülkücüsü, sosyal demokratı, dindarı hep beraber cumhuriyetimizi seviyoruz. Birlikte yaşamak istiyoruz. Benim için demokrasi ne kadar zorunluysa, benim gibi düşünmeyen insan içinde demokrasi o kadar zorunludur. Böyle yapacağız. Ev ev, kapı kapı gezeceksiniz. Ülkemiz için, bayrağımız için, vatanımız için çocuklarımız için bu mücadeleyi vereceğiz. Neden bu mücadeleyi vereceğiz? Koca Nazım’ın dediği gibi bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe yaşamak için bu mücadeleyi vereceğiz.
Hepinize teşekkür ederim değerli arkadaşlarım.

CHPnet

SİTELERİ