CHP GENEL BAŞKANI KILIÇDAROĞLU’NUN ATSO 2015 YILI GELENEKSEL ÖDÜL TÖRENİ’NDE YAPTIĞI KONUŞMA - BUGÜN TÜRKİYE’NİN İÇİNDE BULUNDUĞU ŞARTLAR HEPİMİZİN ORTAK SORUNUDUR, BU ORTAK SORUNU ÇÖZMEK ZORUNDAYIZ (20 MART 2016)  
20.03.2016
35760
Yazı Boyutu: A- A+
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: 

-Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar hepimizin ortak sorunudur, bu ortak sorunu çözmek zorundayız.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu"Bugünkü Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar, CHP’nin, MHP’nin, HDP’nin, AKP’nin sorunu değil. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar hepimizin ortak sorunudur. Bu ortak sorunu çözmek zorundayız" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Antalya Ticaret ve Sanayi Odasının (ATSO), 2015 yılı Geleneksel Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, İstanbul Beyoğlu’ndaki terör saldırısına değindi. Derin bir üzüntü içinde olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, İstanbul’da patlayan bombanın son olması temennisinde bulundu.
Küçük çocukların, kadınların gençlerin hayatlarını kaybetmesinin amacını kestirmenin mümkün olmadığının vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Toplumda bir yılgınlık yaratmak istiyorlar. Ama hiç kimse şundan en ufak bir endişe duymasın, bu ülkenin insanları en zor günlerde karanlıklardan aydınlığa çıkmayı başarmışlardır. Size söz veriyoruz, yine çıkacağız. Hiç kimsenin en ufak bir endişesi olmasın. Hiç kimse karamsarlığa kapılmasın" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, Çanakkale Savaşı’nın, Kurtuluş Savaşı’nın önsözü olduğunu, Mustafa Kemal’i Mustafa Kemal yapan sürecin başı olduğunun altını çizerek, Kurtuluş Savaşı’nı yapanların güzel bir Türkiye bıraktığını anlattı.
"Kendi tarihimizi çok iyi bilmiyoruz ve kendi tarihimiz çocuklara yanlış anlatılıyor" ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet tarihinin temellerinde üretim ve ekonominin olduğunu ifade etti.


- "Tarihimizin de geleceğimizin de ekonomi üzerine inşa edildiğini asla unutmayın"

Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve silah arkadaşlarının hiçbirisinin ekonomi dersi almadığını ancak, Mustafa Kemal’in savaştan sonra çıkıp, "Eğer savaş meydanlarında kazandığımız zaferi, ekonomik zaferlerle taçlandıramazsak ülkenin bağımsızlığı tehlikeye girer’ dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"Ekonominin bu kadar önemli olduğunun altını çizmiştir. 1923 yılında ekonomide ne yapacağız diye arayışa girmişlerdir. İzmir İktisat Kongresi’nin toplanma gerekçesi budur. 1921’de Çocuk Esirgeme Kurumunu kurmuşlardır. Çünkü savaş meydanlarında binlerce genç hayatını kaybetmiş ve çocuklar yetimdir. Devletin ona sahip çıkması lazımdır. Sosyal devletin ilk kalıcı ve bugüne kadar kalıcı tipik bir örneğidir. 1925 yılında Kayseri’de uçak fabrikasının temeli atılmıştır. 1934’te Kayseriden kalkan ilk milli uçağımız Ankaraya inmiştir ve Türkiye Cumhuriyeti, uçak ihraç eden ülkedir. Bir kilometre milli demiryolumuz yoktu. Türkiye’nin dört bir yanı demir ağlarla örüldü. Kendi denizaltımızı yaptık, 1930 yılında kendi Merkez Bankamızı kurduk. Paramızı basacak bankamız bile yoktu. Ekonomiyi böyle gördüler ve bütün bunlara rağmen Osmanlının borcunu son kuruşuna kadar ödediler. Biz bunları çocuklarımıza öğretiyor muyuz, öğretmiyoruz. Neden öğretmiyoruz? Sanayinin, ekonominin önemli olduğunu neden öğretmiyoruz? Tarihimizin ekonomi üzerine inşa edildiğini, geleceğimizin de ekonomi üzerine inşa edildiğini asla unutmayın."
Kemal Kılıçdaroğlu, hukuk devleti olunmaza, hukukun üstünlüğüne inanılmazsa, güçlü bir bir demokrasi olmazsa kalkınmanın, turizmin unutulması gerektiğini dile getirerek, dünyada kişi başına geliri 25 bin dolar ve üstünde olan ülkelerin tamamında birinci sınıf demokrasi, hukukun üstünlüğü ve ciddi ahlaki kurallarının bulunduğunu söyledi.
Demokrasisi kan kaybeden bir ülkenin ekonomisinin de kan kaybedeceğini, Türkiye’nin bunun en tipik örneği olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, güçlü bir demokrasinin yanında üretimin de olması gerektiğini belirtti.

- "Bilimsel yayında İran’ın gerisinde kaldık"
Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin Güney Kore’den önce otomobil üreten ülke olduğunu ancak bugün Güney Kore’nin dünya çapında üç otomobil markası varken, Türkiye’de olmadığını anlattı.
"Acaba otomobil üretebilir miyiz?" denildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Otomobil üretebiliriz de sorun ürettiğin otomobili satabilecek misin? Satabilir misin? Ne özelliği olacak o otomobilin? Peki neyi üreteceğiz? Katma değeri yüksek ürün üretmek zorundasınız. Katma değeri yüksek ürün üretemezseniz dünya pazarlarında yeriniz ikinci sınıfta bir yerde olur. Peki katma değeri yüksek ürünleri nasıl üreteceğiz? Eğer bir ülkenin üniversiteleri bilgi üretmezse katma değeri yüksek ürün üretemezsiniz. Dünya böyledir. Peki bir ülkenin üniversiteleri nasıl bilgi üretecek? Üniversite özgürlüğü olacak, her türlü düşüncenin özgürce tartışıldığı üniversiteler olacak. Evren kentler olacak. Böyle bir üniversite modeli Türkiye’de var mı? Yok. Bildirinin altına imza attı diye hapse atıyorsunuz öğretim üyelerini. Bütün dünyaya Türkiye Cumhuriyeti’ni rezil ediyorsunuz. Düşünce özgürlüğünden neden korkuyoruz? İnsanlar düşüncelerini açıklarlar siz de katılmazsınız, siz de karşı düşüncelerinizi söylersiniz. 21. yüzyılda beğensek de beğenmesek de katılsak da katılmasak da insanların düşüncelerini özgürce açıklayacakları ortamı yaratmak zorundasınız. Size bir ayıbımızdan daha söz edeyim. Türkiye Cumhuriyeti’nin üniversiteleri bilimsel yayın sayısında iki yıl önce İran’ın gerisinde kaldı. Bu ayıp kime ait? Bu ayıbın sorumlusu kim? Neden bizim üniversitelerimiz bilgi üretmez? Bilgi üretmeyen bir üniversite katma değeri yüksek ürünü nasıl üretecek? Orası bilgi üretecek, sanayici de o bilgiyi elle tutulan metaya dönüştürecek ve satacak."
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bugünkü Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar, CHP’nin, MHP’nin, HDP’nin, AKP’nin sorunu değil. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar hepimizin ortak sorunudur. Bu ortak sorunu çözmek zorundayız" dedi.
Sosyal devlet olabilmek için yoksulluğu bitirmek, tam istihdamı sağlamak gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, "Güçlü bir sosyal devletle ancak barışı yakalayabilirsiniz. Sosyal devlet sistemin olmazsa olmazıdır. Türkiye Cumhuriyeti bir sosyal devlet midir? Anayasasında yazıyor ama hayır sosyal devlet değildir." diye konuştu.


Kılıçdaroğlu, "Bugünkü Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar, CHP’nin, MHP’nin, HDP’nin, AKP’nin sorunu değil, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar hepimizin ortak sorunudur. Bu ortak sorunu çözmek zorundayız." ifadelerini kullandı.
Ülkenin ortak sorununu çözmek, özgürlükçü demokrasi modelini yakalamak adına 16 maddelik öneri getirdiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Bir, yargı bağımsızlığının olmadığı ülkede demokrasi olmaz. Yani birisinin talimatıyla insanlar hapse atılmayacak. Devlet güvenlik mahkemeleri, özel yetkili mahkemeler olmayacak, sulh ceza hakimlikleri olmayacak, Yargı bağımsız ve tarafsız olacak. Yargının bağımsız olmadığı ülkede demokrasi yoktur." dedi.
İkinci maddenin medya özgürlüğü olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, medyası özgür olmayan bir toplumun kendisinin de özgür olmadığını dile getirdi.
Medya özgürlüğü sağlanmadığı zaman "Havuz medyası" diye bir kavramın ortaya çıkacağını belirten Kılıçdaroğlu, "Günün 24 saati iktidarı överlerse iktidara en büyük kötülüğü yapmış olurlar. Çünkü bir siyasetçi için en tehlikeli şey sürekli alkışlanmasıdır ama siyasetçinin en çok ihtiyaç duyduğu şey sağlıklı tutarlı eleştiridir, hatasını görmek ister. Türkiye bu zemini kaybetti." ifadesini kullandı.
Kılıçdaroğlu, üçüncü maddenin, milletin vekilini milletin seçmesi olduğunu dile getirerek, "Neden lider sultası var bu ülkede? Dört, seçim barajı yüzde on. Dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Milli irade parlamentoya tam yansısın. Yüzde bir oy alan partinin genel başkanı da gelsin meclise, kürsüye çıksın düşüncesini açıklasın. ’Hayır, bunlar gelmesin’ diyor. O zaman temel sorunları nasıl çözeriz, nasıl bir araya geliriz, nasıl sorunlarımız sağlıklı tartışırız." dedi.
Beşinci madde olarak yurt dışı seçim çevresi diye bir seçim oluşturulması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, orada 4,5-5 milyon vatandaşın olduğunu, onların da sorunları olduğunu, seçilme hakları olması gerektiğine dikkati çekti.
Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Altı, düşünceyi açıklama özgürlüğü. 21. yüzyılın Türkiyesi’nde düşünce özgürlüğünü açıklamanın yasak olması ayıptır. İnsanlık tarihi farklı düşüncelerle değişmiştir. Siz düşünceyi açıklamayı yasaklarsanız nasıl olacak? Yedi, toplantı ve gösteri hakkı. Bir kentin meydanları niye vardır? Kentlinin enerjisini boşalttığı yerdir meydanlar. İnsanlar giderler, meydanlarda gösterilerini yaparlar ama siz yasak getirerek, insanları yasa dışı yollara zorluyorsunuz. Sekiz, üniversite özerkliği. Üniversitesi özerk olmayan bir ülke bilgi üretemez. Bugünkü sistemin değişmesi lazım. Üniversite yönetimlerinin mali, bilimsel ve idari açıdan özerk olması lazım. Üniversiteler kendilerine rektör seçemiyorlar mı koca koca adamlar, akademisyenler. Kural da getirirsiniz, iki dönemden fazla seçilmez, mesele biter. Bu kuralları da değiştirmek gerekiyor."
Kılıçdaroğlu, dokuzuncu maddenin örgütlenme, özgürlük olduğunu ifade ederek, "On, siyasette ahlak. En zayıf olduğumuz halka. Sokaktaki vatandaşa ’Kime güvenmiyorsun’ diye sorun önce siyasetçi der. Haklı mı? Vatandaş haklı. Ne kadar yolsuzluk varsa içinde bir tane siyasetçi var. Adam kayırma, bir siyasetçi var. Dilimde tüy bitti, siyasi ahlak yasası çıkarıp, belli kuralları koyalım. Siyasi ahlak çok önemli, siyasete güveni artırır."
Doğa haklarına saygı, kanun önünde eşitlik maddelerini de açıklayan Kılıçdaroğlu, "Kanun önünde eşit değilsek toplumda barışı sağlayamayız. Kadın erkek eşitliğini sağlamamız lazım. Kadını ikinci ikinci sınıf yurttaş gören bir anlayış demokrasiye terstir. Benim hakkım varsa onun da hakkı var, çocukların bile hakkı var. Doğanın hakkı var. Toplumsal barışı sağlayamayan bir ülke geleceğe ümit veremez." dedi.
"Ne oldu da şimdi ayrıştık, neden kavga ediyoruz. Kürt sorunu temel bir sorun evet, ben de biliyorum. Çözülmesi gerekir mi? Evet çözülmesi gerekir. Nerede çözülmesi gerekir? TBMM’de çözülmesi gerekir. Siyaset kurumu bu kadar temel bir sorunu çözmeyecek de neyi çözecek?" diyen Kılıçdaroğlu, bu sorunun mecliste çözüleceğini ifade etti.


- "Dışarıdan başka aktörlerin devreye gireceğini kimse unutmasın"
Kılıçdaroğlu, "Neden çözmüyoruz? Hangi gerekçeyle çözmüyoruz? Kendisine de söyledim, sorunu eğer biz kendi irademizle çözemezsek, dışarıdan başka aktörlerin devreye gireceğini kimse unutmasın. Kendi sorunumuzu kendimiz çözelim, bizim bu sorunu çözecek bilgimiz, birikimimiz, kapasitemiz yok mu? Bana göre var, çözebiliriz. Şartlarını ortaya koyduk." dedi.
Organ mahkemesi kurulması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, Türkiye’ye yeni bir organ mahkemesi getirilmesi gerektiğini, bu dış politikayla Türkiye’nin sorunlarını çözmesinin koca bir sıfır olduğunu belirtti.
Kılıçdaroğlu, Arapların kendi aralarında hep kavga ettiğini ancak dışarıdan bir müdahale olduğunda hepsinin birleştiğini, dışarıdan müdahaleyi asla kabul etmediğini vurgulayarak, tipik örneği olarak da Arap birliğinin Türkiye’deki bürosunu kapattığını dile getirdi.
Kılıçdaroğlu, "Mısır, Suriye, Libya, İsrail ile Rusya ile İran ile ilişkilerimizin düzelmesi lazım. Size en uzun sınırı olan komşunuz Afganistan’a dönmüşse, siz de Pakistan’a dönersiniz ve döndük de. Defalarca uyardım, Sayın Davutoğlu’na her gittiğimde söyledim, bu dış politikanın yüz 80 derece değişmesi lazım, Türkiye’nin kurucu ayarlarına dönmesi lazım. Yani yurtta barış, dünyada barış demesi, kavgadan uzak durması lazım. Eğer bunu yapmazsanız başınız beladan kurtulmaz, netim de kurtulmuyor." şeklinde konuştu.

- Anayasa tartışmaları

Kılıçdaroğlu, Anayasa tartışmalarına da değinerek, TBMM başkanına özel bir mektupta, bazı koşullarının olduğunu ve ilk dört maddeye dokundurtmayacaklarını söylediklerini anlattı.
"Çünkü, kurucu iradenin iradesidir o. Yani kan ve gözyaşıyla bize Türkiye Cumhuriyetini emanet eden iradenin iradesidir. Benim çoğunluğum var, ben bu iradeyi değiştiririm demek kolay değildir. Bu irade başka bir iradedir." diyen Kılıçdaroğlu, parlamenter sistemin değişmesi gerektiğini belirtti.
Parlementer sistemde 200 yıllık bir deneyimleri olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Gelin önündeki engelleri kaldıralım, daha güçlü bir parlementer sistem kuralım. Ona da hazırız. Her zaman yapabiliriz. Başkanlık sistemi. Neye göre başkanlık sistemi? Amerikan modeliyse, zaten dünyada tektir. Bildiğimiz başkanlık sistemi Amerika’da var. En zayıf başkandır, bir büyükelçi bile tayin edemez. Efendim Türk tipi başkanlık sistemi. Nedir Türk tipi başkanlık sistemi? ’Her şeyi ben yapacağım. Valiyi, kaymakamı, komutanları, üniversite hocalarını, hepsini ben tayin edeceğim. Devlet bütçelerini ben belirleyeceğim’. Böyle bir başkanlık sistemi mi olur?"
Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ırk devleti değil, siyasal bilinç devleti olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Her etnik kimlikten insan oturduk, Türkiye Cumhuriyeti dedik, bir devlet kurduk. Dolayısıyla hiçbir kimlik arasında ayrım yapılmamıştır. Yapmamız da lazım. Atatürk Milliyetçiliğinin özü budur." dedi.
Kılıçdaroğlu, törende dereceye giren firmaların yetkililerine ödüllerini takdim etti.

CHPnet

SİTELERİ